Tüm Yönleriyle Yönetici Asistanı: Ne iş yapar, Nasıl Yükselir?

Reklam Alanı

Reklam buraya

Kariyer sitelerine şöyle bir baktığınızda, o kadar çok “yönetici asistanı aranıyor” ilanına rastlarsınız ki; bütün şirketler bu pozisyon üzerine kurulu sanırsınız. Ki bu çok da yanlış bir düşünce değil. Zira bu pozisyon, öyle yabana atılmayacak derecede dikkat, kurnazlık ve beceri gerektirir. Tek işi, toplantı randevularını ayarlayıp, sabahtan akşama kadar telefonda birileriyle konuşmak sanılan asistan, yeterince iyiyse ilk altı ay sonunda patronun iş ve sosyal hayatının vazgeçilmezi, bir sene sonra ise şirkette herhangi birinin koltuğunun sinsi rakibi olacaktır. Peki akıllı bir asistan kartlarını nasıl oynar, nasıl yükselir?

Bazı şirketlerde asistan ve müdürün hiç anlaşamadığı, hatta altı ayda bir asistan değiştirildiği görülür. Bunun sebebi asistanın iş bilmezliği olduğu kadar, yöneticinin de onunla tam olarak ne yapacağını bilmemesidir. İşe henüz yeni başladıysanız, müdürünüze kendinizi sevdireceksiniz diye gereksiz sululuklar yapmayın. İşe telefonlara bakmakla başlayın. Telefon konuşmaları sırasında izleme şansınız varsa, müdürü takip edin. Diyelim ki Ahmet bey her aradığında konuşma en az 45 dakika sürüyor ve bu konuşmalardan sonra şeker gibi olan müdürünüzün tansiyonu çıkıyor. Ahmet bey her aradığında, telefonu bağlamadan önce müdüre “Ahmet bey arıyor ama isterseniz yok diyebilirim” gibi duyarlı hallere girin. Ahmet bey telefonundan sonra odasına bitki çayı götürün. Sevmiyor mu? Alışacak! Kahve molalarından sonra boş elle dönmeyin. Yönetici adam evinde suyu bile ayağına ister.

Müdürünüzle birlikte katıldığınız toplantılar ve toplantıda alacağınız notlar önemlidir. “Yav konuşup konuşup duruyorlar” diye geçiştirip, önünüzdeki kağıtlara soyut çalışmayın. Toplantı sonrasında aldığınız notları derleyip, müdürünüz dahil tüm katılımcılara mail atın. Muhakkak işi aksatan, müdürü dinlemediği için bir şeyleri eksik yapan olacaktır. Elinde toplantı maili olduğu halde eksik iş yapan çalışanla çok sıkı fıkı arkadaş olmayın, çünkü büyük ihtimal günün birinde sizin yüzünüzden kovulacak.

Müdürünüzün üzerinde çalıştığı proje hakkında araştırma yapın. Öyle benim işim değil diye geçiştirip, işe odun gibi gidip gelmeyin. Toplantılarda çok fazla söz alamıyorsanız da, herkesin sessiz kaldığı anları yakalayın ve araştırmalarınızda küçük örnekler verin. “Sen nereden biliyorsun?” gibi sorulara, “Üç gündür bütün Çin borsasını hatim ediyorum” diye atlamayın. “Üniversitedeyken bu konu üzerinde bir projede çalışmıştım” gibi daha havalı cevaplar verin.

Çalışma masanızın üzerinde hep kalın bir kitap bulundurun. Sabahtan akşama kadar twitter, facebook geziyor bile olsanız, orada bir kitap olsun. İş saatlerinde asla açıp okumayın. Müdürünüz masanıza gelip, kitabın tersine yüzüne bakarak, hiç konuşmadan giderse “bu çocukta iş var” diye düşünüyordur.

Büyük şirketlerin yöneticileri o pozisyona gelene kadar artık nasıl çalışıyorlarsa, o koltuğa oturduktan sonra bir nevi sürmenaj olurlar. Gözündeki gözlüğü unutanlar, evdeki televizyon kumandasıyla işe gelenler, işe taksiyle gelip “arabam nerede” diye ortalığı birbirine katanlar… Unutmayın ki; siz onun yedek hafızasısınız. Evlenme yıldönümü, çocuğunun okul taksidinin son günü, akşamki yemek rezervasyonunun saati, evdeki bakıcının bakur ödemeleri, kollestrol ilacının saati… Hep siz bilip, siz hatırlatacak, hatta bir süre sonra direkt siz yapacaksınız. Bu durumun en büyük handikapı; bir süre sonra müdürünüz ve eşi arasında köprü görevi üstlenmeniz olacaktır. Müdür eşleri sevimsiz olmaları yetmiyormuş gibi; bu kadınların mobilya dertleri hiç bitmez. Devamlı eşya değiştirir, seçtiği hiçbir mobilya eve gelince hayal ettiği gibi durmaz, masa salona sığmadı diye salonun duvarlarını yıktırır, ustalarla kavga eder, sürekli yanlış ölçü alır. Bu büyük dertlerini artık kimse dinlemediği için, sizi kendine kurban seçecek ve size geometriyi baştan öğretecektir. Hazırlıklı olun.

Bütün bu sınavları başarıyla geçip, hala şirketin gelecek için yetiştirilen biricik çalışanı statüsüne geçemediyseniz, kahve molalarında hakkında atıp tuttuğunuz her şey ona yetiştirildi demektir. Ama işler yolundaysa, sizi iş dışında da arayarak, kendi tatil organizasyonlarını yaptırmaya, aniden aklına gelen bir iş seyehati yüzünden uçak bileti buldurtmaya, “Yurt dışından misafirlerim gelecek, en iyi kuzu budu yapan restaurant nerede?” gibi araştırmalara sürüklemeye başlamıştır. Bütün bu fuzuli konuşmalar ve internet araştırmaları, maaşınızın yarısı kadar bir faturayla size dönebilir. Ama müdüre de “Bi pazarım var zaten, onda da insan gibi Bebek’te kahvaltı keyfi yaptırtmadın!” denmez. Kolayı var: Turkcell’in “Interneti bol” paketine geçin. Her yöne 500 dakika + 1GB internet paketiyle 45 tl’ye ya da her yöne 500 dakika + 2 GB internet paketiyle 55 tl’ye, 12 ay boyunca bütün görüşmelerinizi ve rezervasyonları, kahve keyfinizi bozmadan, maaşı da patronun angaryalarına gömmeden yapabilirsiniz. Bir sene sonra hala şirket hattı vermiyorsa, evlenme yıl dönümlerini unuttuğu için karısından çok büyük azar işitecek demekir.

Reklam Alanı

Reklam buraya

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*