Stres ve Stres Yönetimi

Reklam Alanı

Reklam buraya

Stres ve Stres Yönetimi

Stres-Yönetimi-BaşlıkStresi birkaç sözcükle açıklamak gerekirse; baskı veya gerilim yaşanılan zamanlarda içine girilen ruh hali şeklinde tanımlanabilir. Ancak stresin sadece yaşanılan olumsuz durumlarda veya olaylarda maruz kalınan bir durum olduğunu söylenemez. Okuldan iyi bir dereceyle mezun olan bir kişi istediği bir firmanın iş görüşmesine yoğun bir stres altında gidebilir ya da hayatlarını birleştiren mutlu bir çift nikâhlarında çok mutludurlar ama genellikle en çok strese giren onlar ve aileleridir. Dolayısıyla sadece olumsuz durumlar kişide stres yaratır diye bir genelleme yapılamaz.

Peki, stressiz bir yaşam mümkün müdür? Her şeyin her arzu edilen anda olduğu, tüm istek ve arzulara her an ulaşabildiği, bedenin tamamen gevşemiş ve rahat, neşe ve mutluluk gibi pozitif duygular içinde olunan ve zihninde hiç bir sorunun olmadığı bir hayat mümkün mü? Kulağa oldukça hoş geliyor ama böyle bir hayat mümkün değildir, böyle durumlar zaman zaman olsa bile fazla uzun sürmeyen geçici anlardan ibarettir. İnsan doğası gereği hareket etme, risk alma, heyecan yaşama, sorunlarla karşılaşıp onlarla baş etme eğilimi içerisindedir, dolayısıyla hiç bir engelin, sorunun olmadığı bir hayatta ısrarcı olunsa bile belli bir süre sonra sorunsuzluk sorun yaratmaya başlar. İnsan tekâmülü ve gelişimi için, yaşadığı müddetçe sorun teşkil edebilecek durumlara maruz kalmaya meyillidir, belli oranda baskı ve gerilim yaratan bu durumlar doğal olarak belli oranda stresi de beraberinde getirir.

Peki, hayatta stres kaçınılmazsa stresin ne gibi bir fonksiyonu olabilir? Stres kişinin hangi ihtiyacını karşılıyor ki onsuz bir hayat pek de mümkün olmuyor? Stresin insan için iki temel fonksiyonundan bahsedilebilir.

shutterstock_91506293-11. İnsanı tehlikelerden korumak: İnsan doğası gereği karşılaştığı olumsuz durumlarda “savaş veya kaç” taktiği uygular. Örneğin kişi evindeki bir hırsızı fark ettiğinde, ya onunla mücadele edip savaş taktiğini kullanır ya da evden çıkma seçeneğine başvurarak kaçma taktiğine başvurur. Benzer şekilde, yaşanılan bir depremde kişi depremi hissettiği anda genellikle verebileceği iki tepki vardır; savaş taktiğini seçip cenin pozisyonunda sarsıntı bitinceye kadar bekler (savunma durumu da bir nevi savaş taktiği olarak kabul edilebilir) ya da kaç taktiğini kullanarak kendini bir an önce açık alana çıkarma çabası içine girer. Bahsedilen bu iki örnekte de kişi hangi seçenekleri seçerse seçsin belli oranda stres yaşar ve yaşanılan bu stres ortaya çıkan tehlikeden bir an önce kurtulma amacı taşır.

2. İnsanın harekete geçmesini sağlamak: Belli oranda stres insanı hareket geçirir ve kişisel gelişimine katkı sağlar. Bugün çağın büyük firmaları işe alımlarda kişide belli oranda stres olmasını gözetirler; zira tamamen stressiz bir personel onlar için verimsizlikle eşdeğerdir. Stressiz kişilerin işleri savsaklayacakları, kurallara uymada zorluk çıkartacakları ve kendini geliştirme çabası içerisinde olmayacaklarını savunurlar, çünkü stres kişi için itici bir güç görevi görür ve kişinin ilerlemesini teşvik eder.

Başka bir örnek vermek gerekirse; bazı öğrenciler sınav öncesi sınavdan düşük not alacağını düşünerek sınav stresi yaşarlar. Belli oranda bu stresi yaşamaları da onların yararınadır; çünkü bu durum kişinin sınavı önemsediğine bir işarettir. Yaşadığı stres sayesinde öğrenci çalışmayı ciddiyetle sürdürür, aksi takdirde çalışmayı bırakıp, savsaklama ve başarısız olma riski taşır.

Stresin yukarıda bahsedildiği gibi insan için iki önemli fonksiyonu vardır ancak bu fonksiyonlarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için her şeyde olduğu gibi stresin de bireyler için bir ölçüsü vardır. Eğer bu ölçü aşılırsa ve stres sürekli bir hal alırsa kişinin hayatında ciddi anlamda sorun teşkil etmeye başlar. Bu durumu daha da açıklamak için stresin evrelerinden bahsetmekte fayda var; Stresin üç evresinden bahsedebilir: Bunlardan birincisi stresin alarm evresidir. Maruz kalınan stresin ölçüyü aşmasıyla beraber zarar verici etkisi devreye girer, bu durum karşısında kişinin bedeni, duyguları, düşünceleri ve davranışları bir alarm verircesine kişiyi uyarır, eğer bu uyarı kişi tarafından fark edilmez ve de önlem alınmazsa stres bir sonraki evreye yani direnç evresine geçer. Direnç evresinde kişi tüm ruhsal bileşenleriyle maruz kalınan strese direnir, adeta onunla savaşır. Alarm ve direnç evresinden sonra stresin üçüncü evresi yani tükenme evresi devreye girer. Bu aşmada kişi ve tüm sistem artık stres karşısında tükenmiş ve pes etmiş durumdadır. Bu evre kişide ciddi anlamda bir takım psikolojik ve psikosomatik sorunlara yol açabilir.

Stresle baş etmede aşağıdaki dört aşamalı yöntemden söz edilebilir;

  1. Stres belirtilerini fark etme ve anlama
  2. Stres kaynaklarını (etkenlerini) tanımlama ve anlama
  3. Kontrol edilebilir stres kaynaklarını kontrol altına alma
  4. Kaynakların kontrol edilemeyeceği durumlarda kişinin kendisini desteklemeyi öğrenmesi
  1. Stres belirtilerini fark etme ve anlama:

Bu aşamayı daha önce bahsedilen stresin alarm evresiyle özdeşleştirebilir. Yaşanılan stres ölçüyü aştığında kişinin tüm bedeni ve ruhsal bileşenleri; algıları, duyguları, düşünceleri bir şeylerin iyi gitmediğine dair kişiye uyarıda bulunmak için bazı belirtilerde bulunurlar. Bu belirtilerini 4 temel başlık altında verebilir:

1.a) Fiziksel belirtiler: Kalp çarpıntısı, titreme, ellerde terleme, çeşitli bölgelerdeki kaslarda gerginlik ve fiziksel ağrılar (baş, boyun, sırt, bel), sindirim ve boşaltım sisteminde rahatsızlıklar (mide ağrısı, spazmı, ishal, kabızlık), yorgun ve halsiz hissetme, uyku düzeninde bozulmalar, vb.

1.b) Duygusal belirtiler: Huzursuzluk, endişeli olma, çökkünlük, sinirlilik, vb.

1.c) Zihinsel belirtiler: Dikkati toplamada güçlük, unutkanlık, aklın karışık olması, olumsuz düşünceler üzerine odaklanma, takıntılar vb.

1.d) Davranışsal belirtiler: Sosyal ilişkilerde uzaklaşma, çok çalışanların işkolik halini alması, sessiz sakin kişilerin daha da içine kapanması, çevredeki kişilerle sürekli olarak olumsuz içerikli konuşmalar, yapılan etkinliklerden eskisi kadar keyif almama, saldırgan tutumlar.

  1. Stres kaynaklarını (etkenlerini) tanımlama ve anlama

Herkes için stres kaynakları farklılık ve çeşitlilik gösterebilir. Kimisi için yoğun trafikte araç kullanmak önemli bir stres faktörü iken bir başkası için topluluk önünde konuşmak veya önemli bir sınava hazırlanmak olabilir. Yoğun bir şekilde stresli hissedilen zamanlarda stresin kaynağını bulmaya yönelik araştırma yapmak, beslendiği kaynakları sorgulamak oldukça önemlidir. Bunu araştırırken kişinin kendi kendine durup “Şu an stresliyim, gerginim ama bu durumun nedenleri ve kaynağı ne? Stresli ruh halim nereden besleniyor?” diye sorması her ne kadar basit gibi görünse de etkili bir yöntemdir; zira genelde günlük hayatın koşuşturmasında yorulan kişi bu gibi soruları kendine sorup üzerinde düşünmek için çaba sarf etmeyi pek tercih etmez. Bunu yapmak yerine stres halinin kendiliğinden geçmesini bekler veya geçici baş etme becerileriyle rahatlamayı tercih eder. Kişinin kendine bu bağlamda sorular sorması aslında zaten kendisinde olan cevapları da doğurur ve mevcut durumuyla ilgili bir farkındalığa teşvik eder.

  1. Kontrol edilebilir stres kaynaklarını kontrol altına alma

Stresin beslendiği kaynağı fark ettikten sonra yapılması gereken davranış kontrol edilebilir ve kontrol edilemez kaynakları tespit edip kontrol edilebilecekleri ortadan kaldırmaya yönelik girişimde bulunmaktır. Kontrol edilebilen kaynakların tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığı durumlarda ise doğru olan yaklaşım onun etkisini en az indirmek için çabalamak olacaktır. Örneğin yoğun trafikte araç kullanmak kişi için ciddi bir stres kaynağı ise kişi bunu fark ettikten sonra bu durumu kontrol altına almaya yönelik trafiğe çıkmamayı tercihe edebilir ya da etkisini azaltmaya yönelik trafiğin sakin olduğu zamanlarda aracını kullanabilir. Aynı şekilde kişi için stres kaynağı işyerinde birçok sorumluluğu ve işi yüklenmek ise bunu fark ettikten sonra sorumluluğu ve iş yükünü paylaşmak için amiriyle konuşmak veya çalışma arkadaşlarından yardım talep etmek çözüm olabilir.

  1. Kaynakların kontrol edilemeyeceği durumlarda kişinin kendisini desteklemeyi öğrenmesi

Stres yaratan durumların kaynağını fark ettikten sonra kontrol edilebilir olanları kontrol etmeye yönelik girişimde bulunmak kimi zaman kolay kimi zaman zor gelebilir; ancak hayatta öyle durumlar var ki tamamen kişinin kontrolüm dışında gelişip onu doğrudan etkileyebilir. Kişi her şeyi bir plan dâhilinde kontrol altına alır ama hiç gündemde olmayan öyle bir olay gelişir ki her şey alt üst olabilir. Yine araç kullanmak örneğinden hareket edilirse, kişi araç kullanırken kaza yapmamak için arabasıyla ilgili tüm önlemlerini alsın, tüm trafik kurallarına uysun ve tüm dikkatini araba kullanmaya versin yine de birilerinin kendisine çarpmaması ya da hiç ummadığı bir anda önüne birinin çıkmaması ihtimalini kimse garanti edemez. Bu aşamada durumu kabullenip kişinin kendisini desteklemeyi öğrenmesinden başka çare bulunmamaktadır.

Sonuç olarak stres hayatın olmazsa olmazlarından ve sağlıklı olan yaklaşım stresi yok sayıp onu görmezden gelmek yerine onu mümkün olduğunca kontrol edip olumlu bir enerjiye çevirmektir.

 

Ümit AKÇAKAYA

Uzm. Psk. Dan. & Psikoterapist

Reklam Alanı

Reklam buraya

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*