ISPARTA/ÇUKUR KÖYÜ

Reklam Alanı

Reklam buraya

Isparta şehri, Isparta ilinin merkezidir. 2010 yılı nüfus sayımına göre kent merkezi 223.000, merkez ilçenin (köy ve beldelerle birlikte) nüfusu 244.045, Isparta il nüfusu ise 448.298’dır.[2] Şehrin denizden yüksekliği (rakım) 1035 metredir. Şehir, yöreye özgü el dokuması halılarıyla ve gülyetiştiriciliğiyle tanınmaktadır. Isparta, nüfusu artan bir ildir. TÜİK’inyayınladığı 2010 Yılı ADNKS veri tabanına göre 223.000 olan merkez nüfusuyla Isparta; Akdeniz Bölgesi‘nin en önemli kentlerinden biridir.Isparta, nüfus bakımından Türkiye’nin 29. büyük kentidir.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Isparta’nın ilkçağlardaki tarihi, öncelikle Pisidya bölgesinin genel tarihi akışı içinde ele alınmalıdır. Gerçekte, Isparta ve çevresinde Hititlere ait bazı eserlerin ele geçirilmiş oluşu; bu bölgedeki Hitit hakimiyetine işaret ederse de Isparta’nın bu devirlerdeki şehir tarihini, tam anlamıyla açıklığa kavuşturmak mümkün değildir.

Tarihi dönemlerde Hitit egemenliği altındaki bu bölgeye daha sonra İyonlarve Lidyalılar hakim olmuşlardır. M.Ö.546 tarihinde Perslerin Lidya Devletini yenmesi ve Anadolu’ya hâkim olmaları ile Isparta; Perslerin üstünlüğünü kabul etmek zorunda kalmıştır.

Büyük İskender, MÖ 333 yılında Lidya’yı alarak tarihi Asya seferine başladı. Önce Sagalassus’u alan İskender, daha sonra Dinar’a geçerek Pisidia‘nın tamamını ülkesine bağlamış oldu.

Pisidia, İskender İmparatorluğunun parçalanması ile Seleukos‘ların hissesine düştü. Daha sonra da Bergama Krallığına bağlandı. Bu Krallığın M.Ö. 2. yüzyılda yıkılmasını izleyen günlerde, Romalılar Anadolu’yu ele geçirmiş oldular.

Ağlasun’un eski önemini kaybetmesinden sonra Isparta, Psidya Piskoposluğunun (daha sonra Rum Metropolitliği’nin) merkezi haline geldi.

Roma yönetiminin ikiye ayrılması üzerine Isparta ve çevresi, Doğu Roma İmparatorluğu‘na bağlanmış oldu.

İlk Yunan muhacirleri Anadoluya çıktıkları zaman buranın güzelliğini işitmişler ve Isparta anlamına olarak (İs-Barid) demişler. Bu kelime zamanla (Sparta – Isparta) şeklini almıştır. Her şeyden önce .Pisidia kelimesi üzerinde durmak faydalı olacaktır. Anadolu kıtası daha büyük İskenderin hakimiyetinden önce ondört bağımsız parçaya ayrılmış bulunuyordu. İşte Pisidia bugünkü Isparta ile Burdurun bir kısmını teşkil ediyor. Ve (Isauria – Beyşehir). (Seydişehir), (Phylia – Antalya) ve (Phfygia – Burdur) ilinin bir kısmı ile Kütahya ve havalisiyle çevreli bulunuyordu. Isparta : Romalıların önemli ve meşhur bir şehri idi. Hristiyanlığın tamamıyle yerleşmesinden sonra, burası bir Piskoposluk merkezi idi. Burada Isparta adına para basılmıştır.

images (1)

GÜLCÜLÜĞÜN TARİHÇESİ

 

Gülün tarihçesi en az insanlık tarihi kadar eskidir. Gül çiçeğinin insanlık tarihindeki yeri ve önemi hakikaten muhteşemdir. Tarihin her döneminde gül, insanlığın dikkatini çekmiş olup, kraliçelerin, sultanların ve hükümdarların adeta gözdesi, gönül elçisi olmuştur.

 

Gülün tarihi yolculuğu gerçekten insanlık tarihi kadar eskidir. Ancak, burada bir başlangıç noktasından günümüze kadar olan zaman dilimini değerlendirmek gerekiyor. Bu sebeple, Anadolu ve Osmanlı topraklarında gülün serüveninden bahsetmek doğru olacaktır.

 

Osmanlının en geniş topraklara sahip olduğu dönemlerde gül yetiştiriciliği yapılmaktadır. Anadolu’da gül üretimi ve gülsuyu üretimi yapıldığı ünlü gezgin İbn-i Batuta ( 1304 – 1369 ) nın seyahatnamesinde bahsedilmektedir. Muhtemelen de gül çiçeklerinin Edirne’de üretildiğini çeşitli kaynaklardan öğreniyoruz. Yine 18.yüzyıldan sonra Osmanlı topraklarında bulunan ve o tarihlerde cermen sancağına bağlı Kazanlık ve zağra nahiyelerinde gülcülük çok ileri safhalarda yapılmıştır. Hatta Bulgaristan’da   ( kazanlık – zağra ) gülyağı sanayisinin Türkler tarafından kurulduğu bilinmektedir. Yani, Anadolu’da yetiştirilen gül Bulgaristan’a Türkler tarafından götürülmüştür. Ancak Osmanlı – Rus savaşları neticesinde 1908’de Bulgaristan toprakları kaybedilmiştir. Bu toprakların işgali ile de orada gülcülük yapan yüzlerce insan Anadolu’ya göç etmeye başlamıştır. Böylece Anadolu’da başlayan gülcülük Anadolu’ya, topraklarına dönmüştür. Anadolu’da zafiyet gösteren gülcülüğün yeniden gelişmesi için 1900’lü yılların başında Ziraat Bakanlığı tarafından 100.000 adet gül fidanı dağıtılmıştır. Ne yazık ki İstanbul başta olmak üzere Anadolu’nun bazı illerine dağıtılan fidanlardan elde edilen çiçeklerin işleneceği imbiklerin yetersizliği nedeniyle başarıya ulaşılamamıştır. Burada sevindirici tek haber ise 1900-1923 döneminde başlayan ikinci dönemde sadece Isparta’da gülcülük başarı kazanmış ve devam edebilmiştir. Isparta’da gül yetiştirmek ve gül yağı elde etmek için bireysel olarak çalışmalara başlayan İsmail Efendi 1900’lü yıllarda zaten kendini ve Isparta’daki gülcülüğü kabul ettirmiştir. Bu yıllarda Türkiye’de ( 1910-1920 ) üretilen gülyağı miktarı yaklaşık 287 KG civarında olup, 12.000 dönüm gül bahçesinden bahsetmek mümkündür. Maalesef o dönemlerde bile gülcülük Osmanlı Devleti tarafından Anadolu’nun pek çok yerlerinde teşvik edilip desteklenirken Isparta’da Gülcü İsmail Efendi, devletten herhangi bir destek ve teşvik almadan büyük bir fedakârlıkla gülcülüğün yeni adresi olarak Isparta’yı tescil ettirmiştir adeta.

774736867_c65f506794

 

ÇUKUR KÖYÜ

Merkeze 13 km uzaklığındadır. Hayvancılık ve tarımla uğraşılır.

15269784

KAYNAK; http://tr.wikipedia.org/wiki/Isparta

Reklam Alanı

Reklam buraya

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*