Güzel Memleketim BAFRA

Reklam Alanı

Reklam buraya

www.receposen.com_baframeydan

Bafra adının, Kızılırmağın denize açıldığı yerde (M.Ö. 521 yıllarında Fenikeliler zamanında) ticaret gemilerini yanaştığı koylara kurulan, ticaret evlerine, Bafira denilmesinden geldiği sanılmaktadır.
Bir diğer kaynak da Bafra’nın BAF-RAH kelimesinden doğduğunu yazmaktadır. Baf-Rah Farsça’da (yol almak) manasına gelmektedir. Söz konusu kelimede yer alan sondaki (-h) harfi, halk arasında konuşula konuşula zamanla düşmüş ve böylece Bafra ismi ortaya çıkmıştır.
En kuvvetli ihtimal, ilçe isminin “BAVRA”dan gelmiş olduğudur. Zaten birçok eski kaynakta direkt bu şekilde kullanmalar olmuştur. Diğer taraftan Osmanlı Edebiyatında Avşar’a Afşar, Kevgir’e kefgir, Vişne’ye Fişne denilmesi gibi, “Bavra” kelimesindeki (V) harfi de zamanla, dilde (F)’ye dönüşmüş , böylece (BAFRA) ismi ortaya çıkmıştır
Bafra’nın tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. İkiztepe ören yerinde yapılan araştırmalarda Kalkolitik Döneme (M.Ö. 5000-4000) ait yerleşmelerin izine rastlanmıştır. İkiztepe ören yerinde İ.Ö. 4000 yıllarından İ.Ö. 1700 yıllarına kadar 2300 yıl boyunca sürekli yerleşim yapıldığı anlaşılmıştır. Burada Eski Tunç Çağı (M.Ö. 3000-2000) ve Erken Hitit (M.Ö. 1900-1800) dönemi kültürlerinin izlerinin taşıyan çok sayıda eser ve kalıntı bulunmuştur. M.Ö. 670 yıllarında Paflogonların’da Kızılırmak vadisinde yaşadıkları bilinmektedir.
M.Ö. 6. yy’da Lidyalıların eline geçen bölgeyi M.Ö. 546 da Persler istila etmiştir. İkiztepede Helenistik döneme (M.Ö. 330-30) ait bir anıt mezarda bulunmaktadır.
Bu bölge M.Ö. 47’de önce Roma, sonrada Bizans egemenliğine girmiştir.1071 Malazgirt savaşından sonra Selçukluların eline geçen Bafra’ya 1214 yılında Anadolu Selçuklu Hükümdarı İzzettin Keykavus Türkmen aşiretlerini yerleştirmiştir. 1243’de başlayan Moğol istilaları Selçuklu İmparatorluğunun yıkılması ve Türk beyliklerinin kurulmaya başlamasına neden olmuştur.İşte bu dönemde bölgede küçük bir Selçuklu beyliği olan Bafra Beyliği kurulmuştur. 1460’da ise Bafra Osmanlı hakimiyetine girmiştir.
Bafra İlçesi Osmanlı İmparatorluğu devrinde Trabzon iline bağlı Canik Sancağına ait bir yerdi. Hangi tarihte kaza merkezi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Salname kayıtların göre 1854 yılı sonlarında kaza merkezi olduğu anlaşılmaktadır.
İmparatorluk zamanında 1876 harbinden sonra Kırım’dan Bafra’ya çok sayıda Türk gelmiştir. Daha sonraları çıkan Balkan ve I. Dünya savaşları Türk halkının azalıp, fakirleşmesinin, azınlık olmalarına rağmen Rum ve Ermenilerin iktisadi hayatı ellerine geçirip zenginleşmelerini sağlamıştır.Bundan dolayı cesaretlenerek Rum- Pontus imparatorluğunu kurma hevesine kapılan Ermeni ve Rumlar Mavri Mira cemiyetini kurmuşlardır. Fakat 1919’da Milli Mücadelenin başlamasıyla bu amaçları gerçekleşmemiş, daha sonra Batı Trakya’daki Türklerle değiştirilmişlerdir.
Rumlar gayet planlı hareket ediyorlardı. 1840 yılında itibaren Anadolu’nun Karadenizin havzasında eski Yunanlılığın ihyasını hedef alan PONTUS RUM Devleti idealini gerçekleştirmeyi tasarlıyorlardı. Bir takım vaadetlerle kandırılan Ermeniler de ellerinden geldiğince onlara yardımcı oluyordu.İlk zamanlarda yerli halka şirin görünmeye çalıştılar. Bu hususta bilhassa tüccarları, başarılı oldular. Verdikleri uzun vadeli ve az faizli kredilerle yerli tüccarlardan daha fazla sempati topladılar. Yerli halkı fena yerden ve onların haberi olmadan avlamışlardır.Zira Rum tüccarları kazandıkları bütün paraları İstanbul’daki Patrikhaneye gönderiyorlardı.Nüfus çoğunluğunu sağlayıncaya en büyük darbeyi vurmak için hızla silahlanmaya başladılar. Silahlar İstanbul’daki Rum patrikhanesi ve Yunan Konsolosluğu’ndan geliyordu.
Rum patrikhanesinde MAVRİ MİRA isminde bir heyet teşekkül etmişti. Talimatı doğrudan doğruya Yunan Devlet Başkanı VENİZELOS ‘tan alan bu teşkilatın başkanlığını, Patrik vekili DRETEOS, üyeliklerini ise ATENA GORAS, Enez Metropoliti, Yunan Kaymakamı Girit li KATEKHAKİS, KATELOPULOS, DİPATİMAS, AYİNPA, PALİMİTİS ve SİYARİ ismindeki kişiler teşkil ediyordu. Ermeni Patriği ZAVEN EFENDİ de çok geçmeden bu heyetin maşası olmuştu. Kağıt üzerinde insani davranışları geliştirmeyi kararlaştıran Mavri Miran’nın esas gizli amacı;Yukarıda da kısaca belirtildiği gibi, PONTUS RUM DEVLETİ fikrini Karadeniz sahillerinde kalan Rum köylerindeki gençlere aşılamak , onları silahlandırarak eğitmekti.
Bafra ve çevresindeki Rum köyleri adeta bir silah deposu haline gelmişti.Kendilerine gerekli bütün direktifleri ise Amasya, Samsun ve havalisi Rum Metropoliti YERMANOS veriyordu.
Osmanlı Devleti’nin o zamanlarda içinde bulunduğu acıklı hal, Durumun rehavetini daha da arttrıyordu.
Bir zamanlar üç kıtaya hükmeden şanlı kudretli ve haşmetli imparatorluğun bir çok sebeplerle geçildiği maddi ve manevi depremin sarsıntıları Bafra daki yerli halkı da etkilemişti.
Koca imparatorluğun çöküşünde ileri gelen çatırtılar Müslüman Türk vatandaşlarını sonsuz üzüntüye boğarken, Ermeni ve Rum ahaliyi sevinçten çılgına çeviriyordu. Öyle ki çok geçmeden onlar da ; İstanbul dan sağladıkları silahlarla , Müslüman halkın üzerine sık sık baskın yaparak şiddetli, vahşet arz eden bir soy-kırımına giriştiler. Çoluk-çocuk , genç ihtiyar demeden hatta kundaktaki çocuğa kadar varan kanlı bir katliama başladılar. Kalplerinden insanlık duygusu çıkmış yerine barbarlık duygusu yerleşmişti. “Barbar” diye iftiralarda bulundukları Müslüman Türk İnsanına karşı asıl barbarlağı kendileri sergiliyordu.
Bafra, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana Samsun ilinin büyük bir ilçesi olarak yerini muhafaza etmiştir.

BAFRA PİDESİ

1850lı yıllardan beri Bafra’daki fırıncı aileler tarafından yapılan Bafra pidesi, o yıllarda da aynı bugün olduğu gibi evlerde içi hazırlanır ve fırınlara getirilerek yaptırılırmış. Bafra’da o yıllarda hangi fırıncılar vardı bilinmez ama son 1920li yıllarla 1960 lı yıllar arasında bilinen 8-10 tane ekmek fırını varmış. Tokalakların fırını, Cimbiliklerin fırını, Camadanların fırını, Yeni fırın, Hürriyet’in fırını, Dadaş’ın fırını ve Gündayların 2 tane fırını varmış. Daha eski zamanlarda ise Fırıncı Hacı Kerim zade,Akekmekçi zade Ömer efendi ve Şişik Salim’inde fırınları varmış. Tokalak’ların fırını Kadı Çeşmesinin karşı caprazındaymış. Bulvar yolu açılınca oradaki dükkanlar la beraber Tokalakların fırında yıkılmış. Sahibi rahmetli Hüseyin Tokalak’mış. Cimbiliklerin fırını Cumhuriyet meydanında bugün Albayrakların şekerci dükkanının olduğu yerdeymiş.Sahibi de rahmetli Mehmet Akekmekciymiş.Camadanların fırını Bafra Müzesinin karşısındaki eski hamamın yanıymış yani Köşem bant kayıt stüdyosu İbrahim Karaalioğlu’nun olduğu dükkanın yanındaki pasajın hamama bakan yüzüymüş.Bu fırının sahibi ise rahmetli Bayram Camadan’mış. Yeni fırın yine meydanda şu anki yerindeymiş. Sahibi de rahmetli Halil-İbrahim Bayram’mış. Hürriyetin fırını Gazipaşa da Kız Meslek Lisesinin karşısındaki simit fırının olduğu yermiş. Fırının sahibi olan Rahmetli Hürriyet dayı, Hürriyetin Salih olarak tanıdığımız bildiğimiz rahmetli Salih amcanın ve kardeşi Zekeriya amcanın babası. Dadaşın fırını Akbank’ın karşı çaprazındaymış yani Adnan- Nafız Kaya’ların, Özmenlerin evinin sokağına giren köşeymiş. Sahibi de rahmetli Dadaş Mehmet’miş. Gündayların ise o yıllarda Bafra’da 2 tane fırını varmış. Bir tanesi meydandaki fırın, sahibi de rahmetli Kamil Günday’mış. Diğeri de Kamil Günday’ın amcasının, kardeşinin veya amcasının oğlunun fırınıymış, onunda yeri Kadı Çeşmesinin yan tarafında, şu an Donan Giyim’in olduğu yermiş. Hacı Kerimin fırını ise şu an meydanda havuzun olduğu yerde eskiden bir han varmış,o hanın içindeymiş. Tokalakların ve Cimbiliklerin fırını o yıllarda haftanın her günü iç getirene Bafra Pidesi yapar, diğer fırınlar ise sadece Pazar günleri yaparmış. Bafra Pidesini ilk dışarıya açılması ise 1962 yılında Tokalak fırınının sahibi rahmetli Hüseyin Tokalak’ın oğlu Hasan Tokalak ile olmuştur. Benimde eniştem olan (Zerrin Teyzemin eşi) rahmetli Hasan Tokalak, Mecidiyedeki Göncü İş Hanın da o zamanın parasıyla aylık 500 Liradan 5 aylık peşinat verip, 2500 Liraya küçük bir yer kiralamış. Daha önce Bafra’daki fırını için İstanbul’dan getirttiği Rum fırın ustasından öğrendiği şekilde buraya kendi elleriyle fırın yapmış. Hasan Tokalak böylece ilk hazır Bafra Pidesi satışı yapan ilk Bafra Pide salonunu açan kişi olarak Bafra tarihine geçmiştir.İlk açıldığı gün tanıtım amacı ile 300 tane pide yapıp Mecidiye esnafına bedava dağıtan rahmetli, 2.gün 500 pide siparişi ile karşılaşınca büyük sevinç yaşamış ve pidenin yanında Bafra’dan her gün dolmuşlarla şıracı İlhami’den getirttiği Bafra Şırası’nın da satışına başlamıştır. Kısa zamanda Bafra Pidesini Samsun halkına sevdiren ve tanıtan Hasan Tokalak, bugün yine Mecidiyede(40 yıldır aynı yerde) aynı dükkanda, aynı lezzet’te Bafra Pidesi yapmaktadır. Bugün hayatta olmayan Hasan Tokalak’ın zanaatını oğlu Ahmet Tokalak ve torunu Bora Tokalak devam ettirmektedirler. Hüseyin Tokalak’ın diğer oğlu rahmetli İsmail Tokalak’ta abisi Hasan gibi 1965 yılında Samsun’da parkın karşısına Bafra pidecisi açmış fakat 2-3 sene sonra Samsun’dan İstanbul’a taşınmış ve o da İstanbul’da ilk Bafra Pidecisini açarak pidemizi tanıtmıştır. Bugün oğlu Murat Tokalak baba mesleğini İstanbul’da devam ettirerek aynı damak tadını İstanbulluların ve İstanbul’da yaşayan Bafralıların beğenisine sunmaktadır. Bafra Pidesi bu 2 girişimci kardeşin şevk dolu çalışmalarıyla giderek tanınmış, sevilmiş ve başta Samsun, İstanbul olmak üzere diğer vilayetlerde de Bafralılar tarafından Bafra Pidesi salonları açılmaya başlanmıştır.İstanbul`da 1980 yılında Coşkun Usta tarafından açılan Coşkun Usta pide salonlarıda aynı kalitede Bafra pidesi yaparak Bafra Pidesinin tanıtımına büyük katkı sağlamıştır. Bafra’da 80 yıllarda ilk olarak rahmetli Mehmet Ali Var tarafından Baba Kent ve rahmetli Ahmet Vanlı tarafından Hazettim Pide salonları açılarak hazır pide satışı yapılmaya başlanmıştır. Samsun’dan İstanbul’a giderek yerleşen Çarşambalılar tarafından da ‘’Sampi’’ adı altında pide salonları açılmış ve ‘’francise’’ sistemiyle bayilik verilmeye başlanmıştır. Bafra Pidesi böylece Samsun pidesi olarak isim yapmaya başlamıştır. Ayrıca Bafralı Doktor Mehmet Hatipoğlu’nun çocukları tarafından da Ankara’da ‘’Bafpi’’ açılmış ve ‘’Bafpi’’’de Ankara’da Bafra pidesinin tanınmasını sağlamıştır. Not: Bu yazı AHMET FARUK URFALI tarafından hazırlanmıştır.

3

 

BAFRA BALLIBABA DONDURMASI

Yarım Asırdır “Ballı” Dondurma Üretiyorlar

Mehmet Kumcağız – Samsun’un Bafra ilçesinde manda sütü ve bal karıştırılarak hazırlanan “Balkaymak” dondurması, Yıldız ailesi tarafından 50 yıldır üretiliyor.

 

Mehmet Kumcağız – Samsun’un bafra ilçesinde manda sütü ve bal karıştırılarak hazırlanan “Balkaymak” dondurması, Yıldız ailesi tarafından 50 yıldır üretiliyor.

Balkaymak dondurmasını üçüncü kuşak aile üyesi olarak üreten Ahmet Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kızılırmak Deltası’nda beslenen mandalardan elde edilen süt ve bal ile karıştırılan dondurmanın farklı bir aroması olduğunu söyledi.

Bafra  ilçesinde ilk kez 1962 yılında Balkaymak adıyla dedesinin ve babasının dondurma yaptığını belirten Yıldız, “Dondurmamızda sadece manda sütü ve bal kullanıyoruz. Bafra ilçemize özgü bir dondurma. Farklı bir kalitesi ve aroması var. Kalitemiz ve damak tadından taviz vermemek için sadece Samsun iline dondurma veriyoruz” dedi.

Dondurmayı ilk aşamada insan gücü kullanarak yaptıklarını, belirli bir kıvamdan sonra mekanik makineler kullandıklarını anlatan Yıldız, “Bu nedenle de belirli miktarda üretim yapıyoruz. Tam otomatik makinelerde aynı lezzet ve damak tadı sağlanmıyor. Bu nedenle kapasitemizi artırmıyoruz. Birçok il ve ülkeden gelen dondurma talebini geri çeviriyoruz” diye konuştu.

-Tamamen doğal ürünler kullanılıyor-

Yaptıkları dondurmada tamamen doğal ürünler kullandıklarını dile getiren Yıldız, şunları kaydetti:

“Balkaymak dondurmasını mevsimine göre organik meyvelerden yapıyoruz. İlk başlarda sadece bal ve karamel ile hazırladığımız dondurmayı aynı kalitede, limonlu, cevizli, vişneli, çilekli, böğürtlenli, fıstıklı ve bademli olarak yapıyoruz. Bafra’da yapılan bu dondurmayı bir kez tüketenler bizden sürekli talep ediyor. Günlük olarak en fazla 500 kilo üretim yapıyoruz.”

-Balkaymak dondurmasının yapılışı-

Kızılırmak Deltası’nda yetiştirilen mandalardan sağlanan süt, şeker, doğal salep ve bal, hiçbir katkı maddesi olmadan kazanlarda 150 derecede kaynatılıyor. İsteğe göre içine mevsimlik organik meyve veya çikolata parçacıkları da katılabiliyor. İki saat süren kaynamada karışım insan gücü ile karıştırılıyor. Kaynama işleminden sonra karışım 45 dakika dinlendirilerek soğutuluyor. Daha sonra mekanik makinelerde tekrar soğutarak karıştırma işlemi gerçekleştiriliyor. 30 dakika süren karıştırma ve soğutma işleminden sonra özel kaplara konularak donduruculara alınarak servise hazır hale getiriliyor.

 

KAYNAKÇA : BAFRA TARİHİ

BAFRA PİDESİ

BAFRA DONDURMASI

Reklam Alanı

Reklam buraya

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*