Edirne

Reklam Alanı

Reklam buraya

Edirne

Edirne, Türkiye ‘nin Edirne ilinde yer alan şehir ve aynı ilin merkez ilçesi.Marmara’nin Trakya kesiminde, Yunanistan  ve Bulgaristan sınırında yer almaktadır. 2013 sayımına göre şehir nüfusu 150.260, toplam nüfusu ise 164.048’dir.

Coğrafya

Türkiye’yi Avrupa’ya bağlayan karayolu üzerindeki serhat (sınır) şehridir. Edirne, Tunca, Arda ve Meriç ırmaklarının buluştuğu düzlükte kurulmuştur. Karasal iklim hakimdir. Yunanistan ve Bulgaristan’ın yanında kuruludur. Şehir merkezi Yunanistan’a 7 km, Bulgaristan’a 17 km uzaklığındadır.

Tarih

Birinci balkan savaşı sonrasında şehre giren Bulgar kuvvetleri.

Edirne civarına bilinen ilk yerleşimciler, Trak kabilelerinden Odrisler ve Bettegerilerdir. Yaygın görüşe göre günümüzde Edirne’nin bulunduğu Meriç ile Tunca nehirlerinin birleştiği yere Odrisler tarafından, Odris veya Odrisia adı verilen açık bir şehir veya pazar yeri kurulmuştu. MÖ 1400-1200 yılları arasında bölge Akalarıneline geçti ve bu dönemden sonra “polis” hâline getirildi. Ahameniş I. Darius un MÖ 510’larda yıllarında İskitler üzerine düzenlediği sefer sırasında bölge Pers hakimiyetine girdi. MÖ 460 yılında I. Teres hükümdarlığında bağımsızlığını ilan eden Odrisler, tekrardan bölgenin hakimi oldu. MÖ 340 yılında II. Filiphükümdarlığındaki Makedonların eline geçen yerleşim yeri, bu dönemde Orestia adıyla anılmaya başlandı. Bölge, daha sonraları Kelt istilalarına da uğradı.Makedonların kontrolündeki Orestia, MÖ 168’de Romalıların eline geçti.Roma İmparatoru Hadrianus‘un MÖ 123-124 yılları arasında gerçekleştirdiği doğu seyahati sırasında adı Hadrianapolis olarak değiştirilen Orestia’ya şehir statüsü verildi. Roma imparatorluğun 395 yılında ikiye ayrılmasının ardından Bizansİmparatorlugu kontrolünde kalan Hadrianapolis, bu dönemde Got, Hun, Peçenek,Avar ve Bulgar saldırılarına maruz kaldı.

813 yılında Bulgaristan hanı krum tarafından ele geçirilen şehir,Krum’un ölümü sonrasında tahta geçen omurtag’ın Bizans İmparatoru V.leo arasında 815 yılında yapılan antlaşmayla birlikte iki devlet arasında otuz yıllık barış sağlanırken şehrin kontrolü Bizans İmparatorluğu’na bırakıldı.

1000’li yıllarda şehir, birkaç defa Peçenek ve Kuman saldırısına uğrasa da Bizans İmparatorluğu kontrolünde kaldı.Haçlı Seferleri sırasında çeşitli saldırılara uğrarken,Latin İmparatorluğu kontrolüne giren şehirde Bulgarlarla 1205’te yapılan muharebede Latinler mağlup oldu. Latin İmparatorluğu’nın 1261 yılında yıkılması sonrasında Hadrianapolis Bulgarların yönetimine girdi. Farklı kaynaklara göre 1361-1371 yılları arasında değişiklik gösteren süreçte şehir Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldı. Türklerin eline geçince adı Edirne olarak değişen ve daha sonradan Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapan şehir, 1453’te İstanbul’un başkent olmasından sonra da önemini kısmen yitirse de, padişahların gözde yerlerinden biri ve canlı bir ticari ve idari merkez olarak kalmıştır. 18. yüzyılda yangınlar ve depremle sarsılan kentin gelişimine en büyük darbeyi, bir zamanlar avantaj teşkil eden Balkanlara açılan kapı olma niteliğinin Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemeye başlamasıyla dezavantaja dönüşmesi vurmuştur. Yabancı işgalini ilk olarak 1828-29 yılındaki Osmanlı-Rus harbinde yaşayan şehir, 93 Harbi’nde (1877-1878) tekrar Ruslar, Balkan Harbi’nde (1912-1913) ise Bulgarlar tarafından işgal edilmiştir. Birinci balkan savaşından sonra kabul edilen barış anlaşmasıyla Bulgaristan’a geçen kent, daha anlaşmanın mürekkebi kurumadan patlak veren İkinci Balkan savaşından  sonra tekrar Türk topraklarına katılmıştır. 1.Dünya savaşı’ndan Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilgiyle çıkmasının ardından Edirne, Temmuz 1920’de Yunan işgaline uğramış, Kurtuluş savaşı’nın başarıyla sonuçlanmasıyla 25 Kasım 1922’de (Edirnenin Kurtuluşu) nihai olarak Türk egemenliğine girmiş ve Lozan Anlaşmasıyla Yunanistan’dan savaş tazminatı olarak geri alınan Karaağaç’ın 15 Eylül 1923’te Türkiye’ye katılmasıyla ilin sınırı bugünkü halini almıştır.

El sanatları

Osmanlılar döneminde hastane olarak da kullanılan 2.beyazıt külliyesi Edirne, Osmanlı döneminde çini ve seramik sanatının önemli merkezlerindendi. Edirne’deki saray ve önemli binaların çinileri, şehrin sanatsal geleneğinin ürünleridir.

Edirne’deki el sanatları üslubuna “Edirnekâri” (Edirne işi) adı verilir. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olduğu dönemden beri Edirne’deki el işleri yüksek nitelikleriyle beğeni toplamıştır. Günümüzde de bu gelenek ağaç ve oyma işlemeciliğinde devam etmekte; sandık ve dolap gibi ahşap malzemeler üzerine boya ile yapılan desenlerle kendini göstermektedir. Lake kap ve kutu yapımcılığı, çiçek ressamlığı, ciltçilik, hattatlık (özellikle talik yazı), ahşap oyuculuğu ve mezar taşçılığı, Edirne’deki diğer el sanatlarıdır.

Günümüzde süpürgecilik de bir el sanatı olarak varlığını sürdürmektedir. Turistik bir faaliyet haline dönüşen mis sabunculuğu da bir diğer geleneksel el sanatıdır.

 

Kaynakça : http://tr.wikipedia.org/wiki/Edirne

Reklam Alanı

Reklam buraya

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*