Burdur-Gölhisar

Örnek Reklam Alanı

Reklam buraya

TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR

         Gölhisar’ ın tarih öncesi çağlara ait durumunu, bugünkü bilgilerimiz dâhilinde bilemiyoruz. Ancak Burdur ve çevresinde tarih öncesi çağlara ait buluntuların çokluğu, bu merkezlerin zenginliği ve yakınlığı düşünülünce, verimli bir ovaya sahip ve yerleşmeye uygun Gölhisar’ın tarih öncesi çağlara ait yerleşime sahip olma ihtimali yüksektir.
 
TARİHİ ÇAĞLAR
 
         Tarihi çağlarda Gölhisar’da Hititler, Frigler, Lidyalılar, Lykialar, Balbaura, Boubon, Oinonda, Helenistik, Romalılar, Hamitoğulları ve Osmanlı dönemi izlerine rastlamak mümkündür.
         1391’den sonra Osmanlı hakimiyetine giren Gölhisar, Anadolu Beylerbeyliğinin merkezi olan Kütahya’ya bağlandı. Türkiye Selçukluları ve Ha-mitoğulları döneminde Anadolu’daki yerleşim birimleri içerisinde önemli ahi merkezlerinden birisi olan Gölhisar’ın gelişmiş bir şehir kültürüne sahip olduğunun kanıtıdır. Gölhisar’da dokunan halı ve kilimler, Hamitoğulları döneminde Halep’te aranan ve her zaman müşterisi bulunan ürünlerdi.
         Gölhisar, merkezi Kütahya olan Anadolu Beylerbeyliğine bağlılığı 1839’a kadar sürer. 1850 yılına kadar Burdur ile birlikte Konya vilayetinin Isparta kaymakamlığına bağlanır. 1851’de Gölhisar (Armutlu) kaza merkezi olur. 1853 yılında Armutlu Nahiyesi ve Horzum köyü birleştirilir. 1867 idari ıslahatında Tefenni’ye bağlı nahiye durumuna getirilir. 86 yıl nahiye olarak kalan Gölhisar Horzum ve Armutlu köyleri birleştirilerek 1953 yılında ilçe yapıldı.

Gölhisar’a Yerleşen Türkmenler
 
         Elimizdeki tarihi kayıtlara göre, Gölhisar’ın da içinde bulunduğu bölgeye 1071-1100 arasında Kınalı aşireti gelerek yerleşmiştir. Yörenin daha sonra adı Tirkemiş olur. İstanbul Topkapı arşivinde bulunan 1522 tarihli Defter-i Mufassal-ı Liva-ı Ha-mit adlı kaynakta Tirkemiş aşiretinin yöreyi otlak meselesi yüzünden terk ettiğini yazar.                                                         
         Hamitoğulları Beyliğinin isim babası Hamit Bey, Harzemşahlarm, Yomut kabilesindendi. Celaled-din Harzemşah’m yanında Anadolu’ya gelen Hamit Bey, O’nun 1231 yılında öldürülmesi üzerine beraberindeki kuvvetler ile önce Suriye’ye geçti. Eski kaynaklarda Hamitoğullarınm, Mısırlı olarak gösterilmesindeki hata buraya dayanır. Hamit Bey, Suriye’den sonra Anadolu’ya geçerek Selçukluların yönetimine girmiştir. Hamit Bey aşireti ile Selçukluların en zayıf yeri olan Burdur-Denizli arasına gelir. Aşiret Gölhisar’a kadar yayılır. Bundan dolayı Gölhisar’dan kuzeye, Dinar’a kadar olan çizgide Horzumlulara rastlanır. Bugün Anadolu’da yaşayan Horzumlular, Harzemşahlılarm torunlarıdır. 
1787’de Burdur kadısı ve Tirkemiş Hassı Voyvodasına gönderilen bir fermanda konar-göçer Horzum Cemaatinden bahs edilmektedir. 1830’lu yıllara ait bir emirde de bir kısmının Aydın-Kuyucak’ta bir kısmının da Burdur’da olduğu anlaşılmaktadır.   Horzumluların konar-göçer olmaları bazen de başlarına dert olmuştur. Yerleşik hayata geçmiş kesimlerin şikâyetleri yüzünden 1713’de Kıbrıs’a yerleştirilmeleri düşünülmüşse de bazı olaylardan dolayı 1727’de gönderilen bir emirle sürgün kaldırılmıştır. 
         Gölhisar ve çevresine yerleşen ikinci Türkmen boyu ise Yıvalardır. Bu boy XVII. YY’dan sonra buralardan bilmediğimiz nedenlerden ötürü çekilmişlerdir. 
Avşarlar ise Acıpayam ve Gölhisar arasına yerleşmişlerdir. Çamköy’ün çekirdek yapısını “Resul Avşarları” oluşturur. Bu yöredeki avşarlar özellikle Germiyanoğulları ile yaptıkları savaşlarla meşhurdur. Gölhisar’a ve Dirmil’e ait eski türkülerde Avşarlara olan hayranlık belirtilir. Bu türkülerde Avşar kavramı mertlik, adalet, dürüstlük ve kahramanlığın sembolüdür.
Yamadı, Hisarardı ve Uylupınar köylerini Bur-hanlı Türkmenleri kurdu. Burhanlılarm aslı Güneydoğu Anadolu Türkmenlerine dayanır. Gölhisar ve çevresine yerleşmeden önce Çukurova’ya yerleşmişlerdir. 1775’de bir kolu Gölhisar’ı terk ederek Mersin’e yerleştiler ve Burhanlı köyünü kurdular. Dalaman yörükleri İbecik köyünü kurdular. Çameli, Gölhisar ve Mut Tahtacı Türkmenleri Kargalı köyünü kurmuşlardır. Hacıveliler ve Kutludoğmuşlar adlı Türkmen aşiretleri ise Gölhisar’ın merkezine ve köylerine dağılmıştır.
Hisarın yıkılmasından sonra, Armutlu’ya yerleşen Türk ailelerine ise şehirli denilmektedir. Sarıkeçililer ise Horzumlular ile birlikte gelip Gölhisar’a yerleşmişlerdir.
Bazı Tarihi Kaynaklarda Gölhisar

         “Gölhisar, Burdur (Tirkemiş ilçesi) nahiyesidir.”
Defter-i Mufassal-ı Liva-i Hamit-1522TopkapıArş.

         “Gölhisar, Konya vilayetinin Burdur’a bağlı Tefenni ilçesinde ve vilayetin batı sınırında küçük bir gölün doğu sahilinde nahiye merkezli bir küçük kasaba olup, nahiye 15 köyden oluşmaktadır. Nahiyeye ismini kazandıran gölde avcılık yapılır.”
Kamusu’l Alam (Şemsettin SAMİ)
 
“…Burası dört bir yanı su ile çevrili küçük bir kasabadır. Gölde bol miktarda kamış yetişir. Kasabanın tek bir yolu vardır ki, bu da kamışlık ile göl arasında açılmış ve sadece bir atlının geçebileceği köprü gibi bir yoldur. Kasaba suyun ortasında yükselen bir tepe üzerinde kurulmuştur. Bu sebeple ele geçirilmesi güç, metin bir kale görüntüsündedir. Burada ahilerden birinin tekkesine indik.
Gölhisar’ın hükümdarı Mehmet Çelebi’dir. Çelebi Türk dilinde “efendim” manasına gelir. Bu zat, Eğridir hükümdarı sultan Ebu İshak’ın kardeşidir. Şehre indiğimiz vakit, orada bulunmuyor idi. Burada birkaç gün kaldıktan sonra o da döndü ve bize geniş ölçüde iltifat ederek yol harcımızı gördü, binekler verdi. Oradan Karaağaç yoluyla ayrıldık….”   
İbn Batuta Seyahatnamesi s. 13

 

 
Adı Nereden Geliyor? 

         Antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Anadolu çeşitli kavimlerin ve medeniyetlerin merkezi olmuştu. Bu haliyle Anadolu çevresini aydınlatan bir güneşti. 
         İbn-i Haldun’un ünlü eseri Mukaddime’de “Anadolu’nun bereketli topraklar üzerinde olması ve medeniyet alanında ilerlemiş olmasından dolayı, çevresindeki kavimlerin istilalarına uğrayarak çöküntüler yaşaması” anlatılır. 
Gölhisar tarihinin derinliklerine indiğimiz de Anadolu tarihinin genel özelliklerini görebiliriz. Yaratılan medeniyet, ardından istila, vergiye bağlanmış bir sömürge ya da sönükleşen, ıssızlaşan mekan.
 Gölhisar yer olarak, Karya, Likya, Pamfilya ve Pisidya bölgelerinin birbirleriyle coğrafi olarak çakıştıkları alan üzerinde olduğu için günümüze kadar olan tarihi seyri renkli geçmiştir. Ama her şeyden önce Gölhisar adının (antik çağlardaki adı da dahil) nereden geldiğine değinmek istiyoruz. Gölhisar, adını kenarındaki gölden ve hisardan dolayı almıştır. İlçe, Gölhisar adını alıncaya kadar Kibyra, Alimne, Horzum adlarını almıştır.
Kibyra adı büyük olasılıkla Luwi dilindedir. Yüce, büyük, ulu anlamına gelen -ura sözcüğü yerli aksandan dolayı değişerek -yra şeklini almış ve”Kiw(a)-ura?nın” değişmiş haliyle Kibyra haline gelmiştir. “Yüce Ana Tanrıça” anlamındadır. 
Alimne adı ise Gölhisar veya yakınlarındaki kentin adıdır. Kent hakkındaki bilgilerimiz M.Ö. 189’a kadar ulaşır. Alimne adının anlamı bazı kaynaklarda “Golsüz” olarak gösterilmektedir (a-yunanca sız-, Limne ise göl anlamındadır). Fakat, yerli kültürün egemenliğinden dolayı kanımızca Luwi kökenli olup “Tuz halkı” anlamındadır.
Horzum sözcüğü ise Harzem sözcüğünün (Türk Boyunun adıdır) deforme olmuş halidir. 18. yy Osmanlı kaynaklarında Horzem şeklinde telaffuz edilmişse de sonradan Horzum adını almıştır.

KAYNAKÇA

http://www.golhisar.gov.tr/tarihce

Örnek Reklam Alanı

Reklam buraya