BU YAZ ADRASAN’A GİDELİM Mİ?

Reklam Alanı

Reklam buraya

GA-9IFOPW5cANgTMQJ1sWVFsaaIJwSLctkjprR2wwLCBvcPT_gBrXYTiuaSkacDq-opSu0OkbHJbz7fMSfLvcbEM3qGr_kgas8fiFHob5pWy5CR1dDLOtvbcrWHyVPdIcfiI9bwSLV22eu-q2HF-l2NVDoVYCXwAJKyvWlTU7hqULgya=w300-h200-ncAdrasan, eski adıyla Çavuşköy, 2 kilometre uzunluğundaki kumsalıyla Kumluca’ya yakın doğal güzelliklere sahip bir yerleşim birimi’dir. Adrasan, yerli köy halkının turizm yaptığı ender yerlerden biri. Adrasan’daki tesislerin yüzde 80’ini Çavuşköy sakinleri işletiyor. Buradaki tesislerde kaldığınızda kendinizi birkaç gün içinde aileden biri gibi hissetmeye başlıyorsunuz.

Gezi tekneleri Adrasan’dan çevredeki koylara günübirlik turlar düzenliyorlar. Adrasan’a bir saat uzaklıktaki Suluada, Sazak ve Ceneviz koyları teknelerin uğrak yerleri. Yörenin yerlileri Suluada’dan çıkan suyun aç karnına içildiğinde böbrek taşlarını düşürdüğünü iddia ediyor. Adanın batısında mozaik görünümlü siyah ve beyaz taşlarla bezeli kumsalda denize girebilirsiniz. Kuzeydeki Sazak limanı da suyuyla tanınıyor. Sazak’ın suyunun bağırsaklara iyi geldiği söyleniyor. Sazak limanı doğal bir havuzu andırıyor.

Yöre, Helenistik çağdan izler taşıyor. Yıllarca sit alan olması nedeniyle beton yığınına dönüşmeyen beldenin denizi, sığ olduğundan yüzme bilmeyenler ve çocuklar için çok uygun. Sörf, su kayağı gibi aktivitelere kucak açan koyun 25 metre sualtı görüş mesafesinin olması, balıkadamları yöreye çekiyor.gJypNP9D5Hp5_Ec1OKPKwLsr6UDab2LsWlsTlv2zfqOmlX-bNhJ5vUnkKMZJs1nZ_lyubQbmUvw7xodrOiUsdh8-D0ChzPKBnDHl6gtSMtybli1aiEsoiVkHLq4kPOeMQHWKwlF_NRNRDT1aFTK0uOg=w452-h325-ncAdrasan’ın Tarihçesi
Bundan sonra Antalya’nın batı bölgesine İğdir denmeye başlanmıştır. Bu bölge Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı devleti döneminde kaynaklarda İğdir, İğdir eli/ili, İğdir nahiyesi/kazası adı ile anıldı. XIX. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı kaynaklarında bölgenin adı “İğdir maa Kardıç” olarak geçmeye başladı. İğdir bölgesi 1864 Vilayet İdaresi kanununun çıkarılışına kadar Antalya kazasına bağlı idi. Bu düzenlemeden sonra İğdir kazasına bağlı köyler önce Elmalı kazasına sonra Antalya kazasına bağlandı. XX. Yüzyılın başlarında İğdir maa Kardıç nahiyesi Kemer ve Kumluca adlarında iki nahiyeye ayrılmıştır. İğdir bölgesinin batı tarafında Kumluca nahiyesi, doğu tarafında ise Kemer nahiyesi kurulmuştur.

Osmanlı döneminde İğdir bölgesi, Kemer ve Kumluca topraklarını içine alan geniş bir sahadır. Osmanlı kaynaklarında geçen İğdir Hisar’ı adlı yerin ADRASAN kalesi olduğu konusunda bölge üzerine çalışma yapan Yeniçağ uzmanları görüş bildirmektedir.

Osmanlı Devleti’nde XVI. yüzyıldan itibaren “kaza” idari birim olarak uygulanmaya başlamıştır. Kaza, kadının salahiyet mıntıkası olarak bir iskan yerini değil, bir bölgeyi gösterir. Kadılar bölgelerinde en önemli iskan yerinde oturduklarından orası kadılık merkezi, kaza merkezi kabul edilir. Kaza da o iskan yerinin adıyla anılmıştır. İğdir bölgesinde bulunan İğdir Hisarı adlı iskan merkezi XVII. Yüzyılda İğdir kazasının merkezi konumundadır.

XVII. Yüzyılda yaşayan ünlü Türk bilgini Katip Çelebi, 1648 yılında yazmaya başladığı “Cihan- nüma” adlı eserinde Liva-i Teke’nin içinde İğdir’in de bulunduğu dokuz kazası ve Istanos adlı bir nahiyesi olduğunu kaydeder. Katip Çelebi, doğrudan İğdir kazasını anlattığı kısımda ise “Antalya garbisinde bir merhale beş-on karyelü bir kazadır. Azim dağlar saib, dahi sengistandır. Deryaya karibdir. Yaylakları ve kışlakları vardır. Eyyam-ı sayfede küffar korkusundan dağlarda olan karyelere göçerler. Binek dağlarında keçiboynuzu çok olur. Dahi latif inciri ve üzümü olur. Eğneleri nadir ve mütaaleri kerestedir. Ekser halkı çulhadır” demektedir.

lgcS5n9wK1RZawYiYPgxVoAwOsEmTTv-YBdLpXDm5CNzEgrie_EvQZNbYGQSACcttOkbkMaIcL4B5aqL-QUYqStCCMum3m294_liA3BPe5Y7eD3Jebu3r8jkYnE1WzpvEQ=w470-h313-nc

Aynı yüzyılın (XVII.) ikinci yarısında Anadolu’yu dolaşan Evliya Çelebi, Meğri (Fethiye) ve Finike kalesini gezdikten sonra Kaza-i Eğdir (İğdir) dediği Finike ile sınır topraklara geldi. Evliya Çelebi’nin bölge adı olarak kullandığını tahmin ettiğimiz İğdir’in “yolları sarp ve vacibü’s-seyr bir şehri olmamak ile ol semte azimet etmeyüp şark canibine altı saat sarp çengelistan yollar ve beller aşup” Evsaf-ı Kal’a-i Azrasan (Adrasan) ulaşmıştır. Ama seyyahımız altı saat sonra ulaştığı Adrasan adlı yerin İğdir bölgesinin içinde olduğunun farkında değil gibi gözüküyor. Adrasan adlı kaleye geldiği zaman çok yağmur yağdığı için fazla etrafı gözlemleyemediğini söyleyen Evliya Çelebi, bölge hakkında şunları söylemektedir. “Adrasan kalesinin serdarı ve kethüda yeri yoktur. Adrasan kalesi sarp yalçın kaya üzerine beşgen şeklinde küçük bir kaledir. Sarp kalenin kırk neferatı vardır. Yüksek ve iki kattan oluşan surun dış katı yer yer yıkılmış ise de iç kale çok sağlamdır. Kalenin aşağı varoşu toprak örtülü evlerden oluşan bir mahalledir, camii, hamamı ve hanı vardır. Ayrıca limonu ve turuncu boldur.”

Evliya Çelebi Adrasan kalesinde iken Teke Mütesellimi Çavuşzade Mustafa Ağa’nın Kale (Adrasan) Dizdarı Sefer Ağa’ya muhafazası ve hapsi için bir kaç kanlı ve harami teslim ettiğini gördü. Evliya Çelebi’nin Adrasan kalesi dediği kale Teke Sancağı üzerine çalışma yapan Behset Karaca gibi Yeniçağ uzmanı tarihçiler tarafından İğdir Hisarı olarak tanımlanmaktadır. 1568 yılına ait Tahrir Defteri’nde Elmalı’nın Cami Mahallesinden iki kişinin İğdir Kalesinde hisar-eri oldukları görülmektedir. Teke Sancağı’nda Antalya ve Karahisar-ı Teke (Sillyon, Yanköy) adlı kalelerin idari birim olarak kullanıldığından hareketle İğdir nahiyesinin idari yerinin halk arasında Kız Kalesi olarak bilinen ve Osmanlı arşiv belgelerinde İğdir Hisarı olarak geçen yerin olması gerekir. Adrasan’daki Kız kalesinin kuzey-batı yönünde bulunan kaleye -Çakmak mahallesinde- halk arasında Oğlan Kalesi denilmektedir.

10 Temmuz 1914 tarihinde Padişah Mehmed Reşad’ın onayıyla yürürlüğe giren düzenleme ile İğdir maa Kardıç nahiyesi üçe ayrılıp, İğdir kısmında Antalya merkez kazaya bağlı Kemer nahiyesi ile Finike kazasına bağlı merkezi Sarıkavak olan Kumluca nahiyesi kuruldu. Kardıç kısmında Elmalı kazasına bağlı Gödene köyü merkez olmak üzere Kuzca nahiyesi (Gödene, Karaağaç, Gölcük) kuruldu. Finike kazasına bağlı ve merkezi Sarıkavak olan Kumluca nahiyesine Adrasan, Belen, Yazır, Çıralı Ulupınar, Yeniceköy, Hacıveliler, Savrin (Güzören), Sarıcasu, Ortakiz (Yenikışla), Salur ve Kakaskavakdibi köyleri bağlı idi. Elmalı kazasına bağlı ve merkezi Gödene (Altınyaka) köyü olan Kuzca nahiyesine Karaağaç, Gölcük, Karacaören, Kuzca ve Kırkdirek köyleri bağlı idi. Günümüzde bu iki nahiyenin köyleri hemen hemen Kumluca ilçesini oluşturmaktadır.IrcNsv41xQQV7mrvLifdGYF6hwfQE6D0B6NMrBURiSdRYBjp3jpKWhaU-nBTpHYlSVwXbFmqiuJQ9pyNLOMdjhVxkUzf8a6X4azDCw=w326-h218-nc

Reklam Alanı

Reklam buraya

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*