Bilgisayarın Tarihçesi

Örnek Reklam Alanı

Reklam buraya

İLK ADIMLAR

Belki size garip gelecek ama bilgisayar düşüncesi, aslında bundan yüzyıllarca önce doğdu. Babası bir vergi tahsildarı olan Fransız filozof Blaise Pascal, 17. Yüzyıl’ın başlarında muhasebe ile uğraşanların hayatını kolaylaştıracak bir cihaz geliştirdi. Bu cihaz toplama ve çıkarma işlemlerini yapabilen bir “aritmetik makine” idi. Fakat bu ilk adımdan sonraki aşamalara geçilmesi için iki yüzyıl kadar beklemek gerekti. 19. Yüzyıl’da İngiliz matematikçi Charles Babbage, analitik motor ve ayrımsal motor adını verdiği iki proje üzerinde çalışmaya başladı. Ardından astronomi ve med-cezir hesaplamalarını yapabilecek bir cihaz geliştirmeye uğraşan Babbage, ne yazık ki bu hayallerinin gerçekleştiğini göremeden hayata gözlerini yumdu.

                   .Pascaline-calculator-paskal-gelarabul

ŞİFRELER VE USTALARI
eniac-ilk-bilgisayar
Elektrik ve özellikle elektroniğin gelişmesiyle birlikte matematikçiler, mekanik yay ve iletkenleri elektrik akımı tarafından (yani elektronların metale akımı ve sarmallarda bunların ürettiği manyetik alan tarafından) kontrol edilen “sigortalarla” değiştirmek için büyük bir fırsatın doğduğunu fark ettiler. Modern bilgisayarın babaları arasında, İngiliz dahi matematikçi Alan Turing’inde adı geçer. Bu büyük dahi, hesaplama ve verilerin hafızada tutulması teorisini mükemmelleştirdiği gibi, İkinci Dünya Savaşı’nda müttefiklerin zaferinde önemli bir rol oynamıştır. İngiliz ordusunda şifre çözme analisti olarak askere alınan Turing, Amerikalı araştırmacılarla birlikte (ünlü fizikçi John Atanasoffun bir çalışmasından faydalanarak) bu projeyi geliştirmiştir.

Atanasoff ilk elektrovalfı, sayısal bir hesaplayıcının iletkenleri olarak kullanmıştır. Bu tip makinelerin bir başka öncüsü ise 30’lu yıllardan itibaren adı duyulmaya başlanan Alman Konrad Zuse olmuştur. Turing, Alman ordusunun özellikle Kuzey Denizi’ne kıyısı olan istasyonlar ile korku saçan U-Bo-at denizaltıları arasında yapılan şifreli iletişimi deşifre etmeye çalışıyordu. Alman sistemi ise Enigma adı verilen elektromekanik makinelere dayanıyordu. Bu makineler, açık bir metindeki harflerinin sayısız kez birbirleriyle yer değiştirmesini sağlıyordu. Turing, orijinal metni yeniden oluşturmak için ilk gerçek dijital hesaplayıcı olan Colossus’tan faydalanmıştır. Yapılan hesaplamalar, mantıksal açıdan son derece basit hesaplamalardı.

Bu makinenin hızı bugünkü PC’Ier ile kıyaslandığında komik gibi görünse de, tarihin ilk “hacker”ları olan Turing’in şifre ana-listlerine birkaç saat içinde Enigma mesajını çözme imkanını sağlıyordu. Zaten Turing, tarihçiler tarafından Anglo Amerikalılar’ın gerçek gizli silahı olarak kabul edilmektedir.

İLKLER

Ticari bilgisayarlar ilk olarak 50’li yılların ortalarında, yani savaştan hemen sonra ortaya çıkmaya başladılar. Projenin başındaki isim ise John Von Neumann’dı. Ancak ulaşılan sonuç, günümüzün modern bilgisayarlarına neredeyse hiç benzemiyor; daha çok bir kaç oda büyüklüğünde dev bir kazanı andırıyordu. Ayrıca hata yüzdeleri son derece yüksekti ve enerji tüketimleri de başa çıkılacak gibi değildi. Bu bilgisayarları kullanabilmek için ciddi bir programlama becerisi gerekliydi.

O dönemlerde bilgisayar, henüz klavyedeki bir kaç tuş ve fare yardımıyla kontrol edilemiyordu. Makineler, elektrik kabloları ve delikli şeritlerin yardımı ile her seferinde yeniden programlanmak zorundaydılar.

“MİKRO” ELEKTRONİK
HPIM1590.JPG
İletişim teknolojilerinin tarihi iki farklı döneme ayrılabilir. İlk gerçek aşama 1947’de transistör’ün bulunmasıyla gerçekleşti. Kat haldeki tertibat, cam yerine silisyum gibi yarı iletken bir materyali ve metal yerine elektronik “tüp” leri kullanıyordu. Tabii bu durumda, bilgisayarın boyutlarının küçülmesi ve enerji tüketiminin azaltılması da sağlanmış oldu. Yani transistor ile birlikte, elektronikte hızlı bir gelişim süreci de başlamış oldu.

Yaklaşık 25 yıl sonra, 1971’de, transistörler tek bir silisyum parçası üzerinde yüzlerce girişi bulunan ve çiftli rakamların işlenebilmesini sağlayan yarı iletken bir düzenek ile yoğunlaştırıldı. Busicom adlı hesap makinelerinin üreticisi olan ve o zamanlarda pek de tanınmayan lntel şirketine sipariş edilen bu mikroişlemcinin bulunuşu, bugün kullandığımız bilgisayarların doğuşunun ilk gerçek işareti olarak kabul edilebilir. Intel, ilk işlemcisi olan “4004”ü Kaliforniya Silikon Vadisi’ndeki mühendisler ordusunun yardımıyla üretti.

APPLE’IN KATKILARI
Apple1
Elma şeklindeki logosuyla tanınan Apple, bilgisayar kavramını popüler hale getiren ilk şirkettir. Uygun fiyatlar ve kullanım kolaylığı sayesinde büyük başarı elde eden ilk bilgisayar modelleri, Apple tarafından piyasaya sürülmüştür. Ayrıca Apple, Windows’un en önemli özelliği olan grafik arayüzlü işletim sistemi düşüncesini ilk ortaya atan ve uygulamaya geçiren şirket olarak da önemli bir konuma sahiptir. Fakat şirketin geliştirdiği bilgisayarlar, hem geçmişte hem de günümüzde görünüm, dosya sistemi, komut tipi ve donanım açısından bazı farklıklara sahiptir. Bu yüzden de, özellikle grafik çalışmaları ve dijital video işlemleri için kullanılırlar ve daha profesyonel bir kullanıcı kesimine hitap etmektedirler.

“BIGBLUE” YA DA IBM

1981 yılında, mavi logosu nedeniyle “Big Blue” olarak da anılan IBM ortaya çıktı. Şirket, Intel tarafından üretilmiş işlemcileri ve o zamanlarda pek tanınmayan Microsoft’un geliştirdiği bir işletim sistemini kullanarak bilgisayarlarını üretmeye başladı. Bu genç ve tanınmamış insanlar yaptıkları işe inanıyorlardı ve ne kadar haklı olduklarını bir yıl geçmeden 600.000’lik satış rakamı ile ispatlamayı başardılar. Bir sonraki yıl bu rakam bir milyona ulaştığında ise, artık bu gençleri herkes tanıyordu.

IBM imzasını taşıyan bilgisayarların bu kadar beğenilmesinin en önemli nedeni, donanım ve yazılım anlamında geliştirilmeye müsait olmalarıydı.

BÜYÜK YARIŞ

Bu gelişmeler sonucunda, bilgisayar üreticileri arasında spor müsabakalarındakini aratmayan bir yarış ve rekabet başladı. Tüm şirketler en hızlı, en gelişmiş ve tabii ki en çok satan bilgisayarı üretmek istiyorlardı. Bu rekabet sayesinde bilgisayarların hızları giderek artmaya başladı ve boyutları da giderek küçüldü.

Bugün şaka gibi gelse de, zamanında 80 MB’lık bir sabit diski doldurmak neredeyse imkansızdı. Dolayısıyla tüm çabalar, gelişime daha çok ihtiyaç duyan işlemcilere yöneldi. İşlemcilerin bugün geldiği noktayı düşünürsek, yapılan çalışmaların ne kadar etkileyici olduğunu da daha rahat bir biçimde anlayabiliriz.

Tabii her şey sadece işlemcilerin gelişimiyle ilgili değil. Buna ek olarak diğer donanımların geldiği noktayı da dikkatli incelemekte yarar var. Artık bellek modüllerinden tutun da ekran kartlarına ve büyük sabit disklere kadar hemen her türlü donanım, hız rekorlarını kırabilmek için birbirleriyle yarışıyorlar.

Son olarak yazılım dünyasından bahsetmekte de büyük yarar var. Yukarıda da söylediğimiz gibi, 80 MB’lık sabit diskler artık çok gerilerde kaldı. Bugün piyasada bulabileceğiniz en küçük sabit disk 20 GB’lık bir kapasiteye sahip olacaktır. Tabii dilerseniz, 100 GB ve üzerindeki kapasiteleri tercih etme şansına da sahipsiniz.

Peki ama bu hızlı kapasite artışının altında yatan neden ne? Tabii ki yeni nesil yazılımlar… Sadece tek bir bilgisayar oyunu bile, sabit disk üzerinde 1 GB’a yakın bir depolama alanına ihtiyaç duyabiliyor. Aynı durum ofis yazılımları ve benzeri tüm yazılımlar için de geçerli.

BİLGİ: PROGRAMLARIN GELİŞİMİ

Donanımın gelişmesine paralel olarak, başta İşletim sistemleri olmak üzere her türlü yazılım da sürekli aşama kaydetmeye devam etti. Günümüzde yerini Wİndows’a bırakmış olan DOS İşletim sisteminin 1984 yılında piyasaya çıkan 3.0 sürümünü, 1.4 MB’lık disket sürücüsü ve 20 MB’lık sabit diski olan bilgisayarlarda rahatlıkla kullanabiliyordu. Metin tabanlı bir sistem olan DOS’un ardından Windows geldi ve bilgisayarlar da bu sayede İlk grafik arayüz ile tanıştılar.

Başlangıç olarak 1974 yılında Palo Alto Xerox Araştırma Merkezİ’nİn geliştirdiği grafik arayüz fikri, 1984 yılında Apple tarafından hayata geçirildi. Bugünkü Excel programına benzeyen ve hesaplamalar İçin kullanılan İlk program ise 1979yılında Apple II İçin geliştirilen Visicalc İdi. Bundan üç yıl kadar sonra, IBM’in ilk bilgisayarı İçin geliştirilen Lotus 1-2-3 İle bu tip programlar da altın çağlarına eriştiler. Artık bilgisayarların hesap gücü de artmıştı.

Word ise ilk kez 1983 yılında piyasaya sürüldü. 1990 yılında zamanının en ileri işletim sistemi olan Windows 3.0 piyasaya çıktı. Ama bugün kullandığımız Windows’a en çok benzeyen sistem; 1995 yılında üretilen Windows 95 oldu. Ardından 1998yılında Windows 98 ve 2000’de Windows ME kullanıcıların beğenisine sunuldu. Ve tabii ki İnternet… İlk tarayıcı programlar 1994 yılında hazırlandı ve kısa sürede çok sayıda kullanıcıya İnterneti tanıtmayı başardılar.

İnternet’i oluşturacak dev bir ağın ilk düşüncesi 1957 yılında ABD’de, dönemin diğer süper gücü Sovyetler Birliği’nin Sputnik uydusunu fırlatmasına cevap olarak geliştirildi. O devirde ABD başkanı olan Eisenhower ülke savunması ve yeni teknolojilerin geliştirilmesi amacıyla bir organizasyon kurdu. Advanced Research Project Agency, yani ARPA, kurulduktan kısa süre sonra İnternetin ilk ciddi temellerini atmaya başladı.

 

Kaynakça:

chip.com.tr

images.google.com

Örnek Reklam Alanı

Reklam buraya

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*