ANTALYA/ KAŞ 07

Örnek Reklam Alanı

Reklam buraya

Antalya, Akdeniz Bölgesi’nde yer alan Antalya şehrinin aynı ismi taşıyan merkez ilçesidir.
Antalya, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biridir. Doğası, palmiyelerle sıralanmış bulvarları, geleneksel mimarisini korumuş merkezi Kaleiçi ve büyük ölçekli turizm yatırımları ile Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Antalya aynı zamanda, Türkiye’nin büyük ölçekli göç alan kentlerinden biridir.
2010 yılı verilerine göre Antalya şehir merkezinde 502.491 erkek, 498.827 kadın olmak üzere toplam 1.001.318 kişi yaşamaktadır.

Coğrafya Antalya, Akdeniz Bölgesi’nin batısında yer almaktadır. İl merkezi kuzeyinde Burdur, doğusunda Serik, güneyinde Akdeniz, batısında ise Korkuteli, güneybatısında ise Kemer sınırları ile çevrilidir.

Akdeniz ikliminin bitki örtüsünü olan maki türü bitkiler Antalya’nın da bitki örtüsünü oluşturur. Batı Torosların güneyi ile Akdeniz arasında kalmış bir bölümde bulunmaktadır. Şehrin yukarı kısımlarında kızılçamlar görülür.
Antalya’dan geçen tek akarsu şehrin doğusundaki Aksu Çayı’dır. Bu akarsuyun üzerinde Düden Şelalesi de bulunmaktadır.

İklim
Antalya ili iklimi genel olarak Akdeniz iklimine girmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı olarak ifade edilen iklim tipi diğer bir değişle mutedil deniz ve sıcak deniz iklim sınıfına girer, daha iç kesimlerde ise soğuk ve yarı-kara iklim tipi görülmektedir. Yazın ortalama sıcaklık 30—34 derece arasındadır. Ocak ayında ise sıcaklık ortalama 9—15 derece arasında değişir. Şehirde kar yağması ve don gibi meteorolojik olaylar hemen hemen hiç olmaz.
İlde yıllık ortalama nispi nem %64 civarındadır. Antalya’nın kıyı bölgesinde yazlar hem uzun hem de sıcaktır. Kışlar bile ılığa yakın serinlikte geçer. Yazın hiç görülmeyen yağmur, Aralık, Ocak ayları ile çok nadir olarak ilk ve sonbahar aylarında sağanak halinde yağar. Yılın ancak 40—50 günü kapalı ve yağışlıdır. Antalya, yılda ortalama 300 güneşli günü, 18.7 derece yıllık sıcaklık ortalaması ile yılın 12 ayı turizm hareketlerine açık, ender bölgelerden birisidir. Yılın en az dokuz ayı denize girilebilir.[2] Bitki örtüsü ise Akdeniz iklimi’nin getirdiği maki adlı kısa ve her mevsim yeşil ağaçlardan oluşur.

BİR DOĞA MASALI KAŞ

TARİHİ VE COĞRAFİ YAPISI

Kaşın kendi nüfusu 7200 dür. Yerli halkı ve buraya sonradan yerleşen Alman, İngiliz, Amerika, Avusturalya, çeşitli Avrupa halklarından, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere yerli olmayan nüfusa sahiptir. Toros dağlarının güneyinde koylardan oluşan Kaş, Meyis (Göz) adasını kucaklar nitelikte bir yay çizdiği için Kaş adını almıştır. Yukardan bakıldığında Kaş şekli açıkça görüşlmektedir.

Kaş köyleri, edinilen belge ve kalıntılardan yapılan araştırmalar neticesinde, Lykia medeniyetinin en önemli bölgesi olarak bilinmektedir.  Teke Yarımadasısahillerinde M.Ö. 6 bin yılı öncesinden beri yaşam alanı olduğu belirlenmiştir. Kaş arazi kesiminin batısında ve denize bakan bir tepede kurulmuştur. Şehir daha sonra genişlemiş ve kuzeybatıya doğru büyümüştür.

Kaş; yüzölçümü 2.231 km² olan bir ilçedir. Batıda Eşen Çayı ile Muğla’nın Fethiyeilçesinden ayrılır. Doğuda Kale (Demre)’ye kuzeyde ise Elmalı ilçelerine komşudur. Antalya‘ya 168 km. mesafede ve Akdeniz‘de ise  Meis Adası ile karşı karşıya olup, bu ada vasıtasıyla Yunanistan ile komşudur. Kaş’ın sahil uzunluğu 70 km civarındadır.

Kaş’ta Akdeniz İklimi hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Deniz seviyesinden 700 m. yüksekliğe kadar Akdeniz iklimi etkisi görülür. Yüksek kesimler ise Karasal İklim etkisindedir

Kaş tarih içinde Antifellos (Antiphellos), Habesos veya Habesa, adlarını almış ve yerli halk tarafından Andifli adıyla anılmıştır. Teke yarımadasının tarihinde önemli yer tutmuş “Türk Riviera”sının gözde bir turistik beldesidir.

M.Ö. 4. yüzyılda Phellos un limanı olan Kaş ta Likya kalıntıları beldenin her yanına dağılmış durumdadır ve doğallığını korumaktadır. İrili ufaklı kaya mezarları, sarnıç, anıt mezar ve antik tiyatro tarihi eserlerin önde gelenleridir. Begonvillerle çevrelenmiş taş evler yakın tarihin oluşturduğu muhteşem görüntüleri yansıtır. Bu evlerden oluşan sokaklar, sokaklarında mutlu dolaşan kedileri ve köpekleri vardır.

 Kaş Nüfus Yapısı, Kaynak: Kaş Kaymakamlığı.

 

Kaş’ın kırsal alanları veya yüksek kesimleri ise temel olarak dağlarda yer alan yerleşimler ve havzalardaki yerleşimler olarak sınıflandırılabilir. Dağ köyleri, yeni tanımlama ile mahalleleri, nüfus bakımından havzalardaki köylere göre daha az, dolayısıyla iktisadi aktivitenin de daha düşük olduğu köylerdir.

Kaş havzaları ise önemli yerleşim yerlerini barındıran, tarihi, kültürel, sosyolojik ve iktisadi olarak detaylı şekilde incelenmesi gereken havzalardır. Bu havzalardan en önemlileri; Kasaba Havzası, Sarıbelen Havzası, Bezirgan Havzası, Gökçeören Havzası ve Gömbe Havzası olarak sayılabilir… Havzalarla ilgili detay bilgiler ilerideki bölümlerde verilecektir.

Coğrafi Yapı

Kaş coğrafyası yükseklik farklılıkları bakımından son derece çetin ve sarp bir yapıdadır. Kıyı kesimleri bile zaman zaman karayolu taşımacılığına izin vermeyen, son derece dik dağların oluşturduğu bir coğrafyadır.

Kaş’ta irili ufaklı birçok dağ, tepe ve yükselti son derece sık bir şekilde bulunmaktadır. Bu durum örneğin Kaş merkezden Gömbe Mahallesi’ne olan yaklaşık 50km’lik karayolunda sıfır yükseklikten 1000 metreye, sonra tekrar 500 metreye sonra tekrar 1500 metreye çıkmayı, inmeyi içeren, oksijen farklılıkları içermektedir.

 Kaş Gömbe Yolu ve Yükseklik Grafiği.

Flora ve Fauna

Kaş ilçe sınırları, kıyı bandından yukarı doğru gidildikçe birbirinden farklı iklim ve bitki örtüsü çeşitlerinin gözlemlenebileceği oldukça zengin bir flora ve fauna yapısına sahiptir. Genel olarak ormanlarla kaplı olan arazi, dikkatli incelendiğinde esasen yükseklik farklılıkları ile farklı tipte ağaç ve bitki örtüsü ile birlikte yaban hayatı bakımından da farklı yaşam formlarını barındırmaktadır.

Kaş Florası

Kaş florası kıyı kesimlerinde maki bitki örtüsü ile kaplıdır. Bu bitki örtüsü Akdeniz bölgesinde 0-500 metre yükseklikte görülebilen, kısa, çalımsı bir yapıdadır. İklimin denizin yarattığı nem ile birlikte dağ yüksekliğinin belirli bir yüksekliğe ulaştığı noktada ortaya çıkan bu bitki örtüsü bütün kıyı şeridinde hakimdir.

Kaş ormanları yaklaşık 115 bin hektar civarındadır ve bu varlığın yarısı verimli koru yarısı ise bozuk koru alanı olarak tanımlanmıştır.

 Kaş Ormanları Ağaç Türleri.

Kaş Faunası

Kaş faunası, yoğun orman varlığının bir sonucu olarak son derece zengin bir yapıdadır. Doğal yaşamda küçük türlerden büyük türlere kadar birçok hayvan Kaş ormanlarında ve havzalarında yaşamaktadırlar.

Genel bir sınıflama yapılacak olursa, yaklaşık 10’un üzerinde kurbağa çeşidi, bukalemun ve oluklu kertenkeleyi içerecek şekilde kertenkeleler, kör yılan, sarı yılan, kara yılan ve hazer yılanı, kumru, bahri, ibibik, ağaçkakan, çeşitli kargalar, guguk kuşu, sülün, çulluk, şahin ve doğan, leylek, baykuş ve türleri gibi kuşlar, tilki, kurt, çakal gibi yırtıcılarla beraber karaca, kirpi, tavşan, fareler, gelincik, porsuk, sansar, ayı, yaban domuzu ve sincap bölgeye has hayvan türleridir.

Ormanların derinliklerine girildikçe yaban hayatı da çeşitlenmektedir. Bunlardan en ilgi çekenleri vaşak, yabani kedi, kızıl geyik, alageyik, yaban keçisi, yabani koyun ve Avrupa kunduzu olarak sayılabilir.

Görüldüğü üzere son derece hassas bir yaban hayatı olan bölge, türü tehlikede olan ve koruma altında yer alan canlılara da ev sahipliği yapmaktadır.

Kuş gözlemleri de son yıllarda ilgi uyandıran bir gezi aktivitesi haline gelmiştir. Kaş ormanları içerisinde bu tarz yürüyüşlerin yapıldığı bilinmektedir. Bu tarz gözlemler yüksek seviyede sabır ve dikkat gerektirmektedir.

Deniz canlıları ise yine son derece zengin bir faunaya sahiptir. Konu ile ilgili olarak Kaş deniz altı yaşamını haritalandırmış ve fotoğraflamış olan Murat Draman’ın “Kaş Sualtı Rehberi”nde ayrıntılı şekilde incelenmesi tavsiye olunur.

Akya, Akdeniz genelinde yaygın olarak bulunan, büyüklüğü 2m civarına kadar çıkabilen özel bir balıktır. Kaş ve çevresinde de bu tür balıklar önemli yer tutmaktadır.

 

TARİHİ MEKANLARI

Antik Tiyatro
Kaş Antik tiyatrosu, denize doğru dönük ender tiyatrolardan biridir. Kentin batı kenarında ki yarım adada yer almaktadır. Akropolis,  tepenin güney yamacında yerel kireç taşından yontma taşlarla inşa edilmiştir. Oditoryum başlangıçta 28 sırada 4000 seyirci alacak kapasiteliyken şimdi sadece 26 sırası kalmış bulunmaktadır.

İnşaat tarzına ve düzenine bakarak, tiyatronun aslı M.Ö. 1. yüzyılın ilk çeyreğine  tarihlenmektedir. Olasılıkla M.S. 141 yılındaki bölgenin pek çok kentini vuran depremden sonra M.S. 2. yüzyılda restore edilmiştir. Son olarak da 2010 yılında, Antalya Müzesi tarafından restore edilmiştir. Bugün kültürel amaçlı olarak, konserler ve gösteriler için kullanılmaktadır.

Kral Mezarı – Anıt Mezar
Bir adı da Kral Mezarı olan anıt, üç bölümden oluşan yükseltilmiş bir lahittir ve MÖ 4. yüzyıla tarihlenmektedir. Hyposorium veya alt mezar odası yaklaşık 1.50m yüksekliğindedir ve zemini çökmüştür. Bunun üstünde yaklaşık 0.80m yüksekliğinde, düz bir taban vardır ve bu ikisi, bir kaya blokundan yontularak yapılmıştır. Lahitin en üstünde ise, ayrı bir kayadan yontulmuş tipik bir Likya  sivri kemerli taş kapak bulunmaktadır. Kapağın her iki yanında pençelerinin üstünde dayalı duran iki aslan başı vardır. Kapağın kısa tarafı dört levhaya bölünmüştür. Üstteki ikisinde ayakta duran figürleri betimleyen kabartmalar vardır. Hiposoryum, defin hakkının kime verileceğine ait detaylı bir Likya mezar kitabesi taşır.

Myra – Andriake 

Myra, Likya Birliğinin en önemli altı şehrinden olup üç oy hakkına sahipti. Diğerleri Xanthos, Patara, Olympos, Pinara ile Tlos tur.

Tiyatrosu Anadolu daki en büyük tiyatro olmasa da, çok etkileyicidir ve son derece iyi korunmuştur. Yaklaşık 6500 kişiliktir. Otuz beş sırası vardır. M.Ö. 1. yüz yılda yapılmış, M.S. 141 yılındaki depremden sonra yenilenmiştir. Gladyatörlerin dövüşlerine arena olarak kullanılmıştır.  Akropolü, tiyatrosu, tepelere oyulmuş antik mezarları ve deniz nekropolünden oluşan kentte Likya döneminin en etkileyici taş oyma figürleri görülür.

Andriake (Andriace), Myra nın limanı, Patara ve Phaselis ile Likya nın üç önemli limandan biriydi. Bugünkü Demre nin merkezinden yaklaşık 5km uzaklıktadır. Aziz Paul, yanında Lukas  ile birlikte Roma ya doğru bu limandan yola çıkmıştır. Buradaki en önemli yapı Hadrian ın Buğday Deposudur.

Kalkan
Kaş ın yaklaşık 30km batısında yer alır. Bir tabloyu andıran güzelliği ile tipik bir Akdeniz liman beldesidir. Denize eğimli dar sokaklardan aşağıya denize doğru yürürken, balkonlardan sarkan rengarenk çiçekleri ile Kalkan herkesi büyülemektedir. Teraslar üzerine kurulu restoranları ile de Teras Cenneti olarak da adlandırılan Kalkan da yemek yerken muhteşem bir deniz ve gün batımı manzarası sizlere eşlik eder.

2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre 2011 de Kalkan a gelen turistlerin %96 sı İngilizdir ve son yıllarda giderek artan sayıda İngiliz vatandaşı Kalkan a yerleşmiştir. Yapılanma da buna paralel olarak, villalar ve apart oteller şeklinde geniş bir alana yayılmıştır. Bu durum Kalkan da “villa turizmi” denen yeni bir olguyu ortaya çıkarmıştır. Yerli ve yabancı kişilere ait  özel mülkler villalar sahipleri tarafından yaz aylarında “villada” tatil yapmak isteyenlere haftalık olarak kiraya verilmektedir. Böylece turistler muhteşem manzaralı özel villalarda tatillerini en iyi ve en ekonomik şekilde geçirebilmektedir.

 

Patara Plajı Kum Tepeleri

Patara Plajı’nda, manzaranın tadını çıkarabilmeniz için doğa elinden gelen her şeyi yapıyor. Bu uzun kumsalda, tamamen doğal şekilde oluşan kum tepeleri manzarayı izleyebilmeniz ve benzersiz fotoğraflar çekebilmeniz için sizi bekliyor.Kumsalın orta kısımlarında yoğunlaşmış olan kum tepeleri, Patara Plajı’na benzersiz bir tat katıyor. Özellikle gün batımında, kum tepelerinin üzerinde başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz bir manzaraya tanık olacaksınız.

KAYNAKÇA

https://www.hellovillam.com/blog/patara-plaji

https://kassafaritravel.wordpress.com/hakkinda/tarihi/

Örnek Reklam Alanı

Reklam buraya