ANTALYA 07

Örnek Reklam Alanı

Reklam buraya

Yüzölçümü: 20.723 km² 
Nüfus: 2.328.555 (2016) 
 
Coğrafi Konumu    : Antalya ili, Türkiye’nin güneyinde, merkezi Akdeniz kıyısında olan bir turizm merkezidir. Kuzeyinde; Burdur, Isparta, Konya, doğusunda; Karaman, Mersin, batısında; Muğla illeri vardır. Güneyi, Akdeniz ile çevrelenmiştir. Türk Riviera’sı Antalya kıyılarının uzunluğu 630 km’yi bulur.
 
Tarihçe    : “Attalos Yurdu” anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur. Bergama Krallığı’nın sona ermesiyle (M.Ö. 133) bir süre bağımsız kalan kent, daha sonra korsanların eline geçmiştir. M.Ö. 77’de Komutan Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına katılmıştır. M.Ö. 67’de Pompeius’un donanmasına üs olmuştur. M.S. 130’da Hadrianus’un Attaleia’yı ziyaret etmesi şehrin gelişmesini sağlamıştır. Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan ismi görülen Attaleia, Türklerin eline geçtikten sonra büyük bir gelişme göstermiştir. Modern şehir, antik yerleşmenin üzerine kurulduğundan, Antalya’da antik çağ kalıntılarına çok az rastlanmaktadır. Görülebilen kalıntıların ilki, eski liman olarak nitelenen liman mendireğinin bir kısmı ve limanı çevreleyen surdur. Surların park dışındaki kısmında restorasyonu yapılan Hadrian Kapısı Antalya’nın en güzel antik eserlerinden biridir.
Antalya şehri ve çevresine antik çağda, “çok verimli” anlamına gelen Pamphylia, Batı kesimine ise Lykia denirdi. Milattan önce VIII. yüzyıldan itibaren buraya Ege denizinin Batı kıyılarından göçenler; Aspendos ve Side gibi şehirleri kurmuşlardır. II. yüzyıl ortalarında hüküm süren Bergama Kralı II. Attalos, Side’yi kuşatmıştı. Antalya’nın yaklaşık 75 km. doğusundaki Side’yi alamayan kral, şimdiki il merkezinin olduğu yere gelerek bir şehir kurdu. Buraya onun adı verilerek Attaleia dendi. Zaman içinde Atalia, Adalya diyenler oldu. Antalya, onun adından gelmektedir. 
Yapılan arkeolojik kazılarda Antalya ve bölgesinde, günümüzden 40 bin yıl önce insanların yaşadığı ispat edilmiştir. Milattan önce 2000 yılından bu yana bölge, sırasıyla;  Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletlerinin ve Pers, Büyük İskender ile onun devamı sayılan Antigonos, Ptolemais, Selevkos, Bergama Krallığı’nın idaresine girmiştir. Daha sonra Roma Devleti, hüküm sürmüştür. Antalya’nın antik çağdaki adı Pamphylia idi ve burada kurulan şehirler bilhassa II. ve III. yüzyılda altın çağını yaşadı. V. yüzyıla doğru da eski ihtişamını kaybetti.
Yöre Doğu Roma ya da Türkiye’de tanınan adıyla Bizanslıların hâkimiyeti altındayken, 1207’de Selçuklular tarafından Türk topraklarına katıldı. Anadolu Beylikleri devrinde ise Teke Aşiretinin bir kolu olan Hamitoğulları’nın egemenliğine girdi. Teke Türkmenleri, Türklerin eski yurdu bugünkü Türkmenistan’da da nüfus olarak en büyük boylardan biridir. XI. yüzyılda bir kısmı buraya gelmiştir. Bugün Antalya’nın kuzeyi ile Isparta ve Burdur’un bir kısmı olan Göller Bölgesinin, bir adı da Teke yöresidir. Osmanlılar zamanında Anadolu eyaletine bağlı Teke sancağının merkezi, şimdiki Antalya il merkeziydi. O yıllarda buraya Teke sancağı denirdi. İlin şimdiki adı ise aslında antik çağdaki adının biraz değişmiş şeklidir ve Cumhuriyet döneminde verilmiştir.
XVII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya’ya gelen ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, kale içinde dört mahalle ve üç bin ev, kale dışında 24 mahallesi olduğunu belirtir.  Şehrin çarşısı ise kale dışındaymış.  Evliya Çelebi’ye göre limanı, 200 parçalık gemi alacak büyüklüktedir. İdarî bakımdan Konya’ya bağlı Teke Sancağı’nın merkezi olan Antalya, Osmanlı imparatorluğunun son yıllarında bağımsız sancak haline getirildi.
TARİHİ MEKANLARI
 
Kaleiçi ; büyük bir bölümü yıkılmış ve yok olmuş at nalı şeklinde içten ve dıştan surlarla çevrilidir. Surlar, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirleri ortak eseridir. Surların 80 burcu vardır. Surların içinde kiremit çatılı 3.000 kadar ev bulunmaktadır. Evlerin karakteristik yapıları Antalya’nın sadece mimari tarihi hakkında fikir vermekle kalmaz, aynı zamanda bölgedeki yaşam tarzını, gelenek ve görenekleri en iyi şekilde yansıtır. 1972 yılında Antalya iç limanı ve Kaleiçi semti, özgün dokusu nedeniyle “Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu” tarafından “SİT bölgesi” olarak koruma altına alınmıştır. Turizm Bakanlığı’na “Antalya- Kaleiçi Kompleksi” restorasyon çalışmasından dolayı, 28 Nisan 1984’de FİJET (Uluslararası Turizm Yazarları Birliği) tarafından Altın Elma Turizm Oskarı ödülü verilmiştir. Günümüzde Kaleiçi otelleri, pansiyonları, restoranları ve barları ile eğlence merkezi haline gelmiştir.
 
Eski Antalya Evleri    : Yazların çok sıcak ve kışların ılık geçtiği Antalya’da eski evlerin yapımında soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya önem verilmiştir. Gölgeli taşlıklar ve avlular hava akımını kolaylaştıran özelliklerdir. Depo ve hol görevi yapan girişi ile üç kat üzerine kurulmuştur.
 
Yivli Minare: Antalya’nın ilk Türk yapısıdır. Merkezde liman yakınındadır. Üzerindeki yazıta göre Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ın yönetimi zamanında (1219-1236) inşa edilmiştir. Tuğla ile örülen gövdesi, sekiz yarım silindirden oluşur. Bu minarenin bitişiğinde bir cami varsa da yıkılmış olmalıdır. Çünkü Minarenin yanındaki Cami daha geç devre, 1372 yılına aittir. Bir Türk Beyliği olan Hamitoğulları zamanında, Tavaşi Balaban adlı bir mimar tarafından yapılmıştır. 
Ulu Cami: Kesik Minare adıyla da bilinir. Aslında bir Bazilika olarak V. yüzyılda inşa edilmiştir. İlk eserden çok az bölüm ayakta kalmış, Bizans döneminde değişikliklere uğramıştır. Eser, Osmanlılar zamanında tamir görmüş, bir kısmı Mevlevihane olarak kullanılmış, sonra cami olarak hizmete açılmıştır. 
 
Karatay Medresesi: İl merkezindeki önemli Türk İslâm yapılarından olup XIII. yüzyıl ortasında inşa edilmiştir.
 
Evdir Han:  20. yüzyıl başlarına kadar ulaşım at ve develerle sağlanır, ticaret malları da bu hayvanlarla nakledilirdi. Kervanlar yollarda, “Han” ve kervansaraylarda konaklardı. İşte Evdir Han da bunlardan biridir. Antalya’dan kuzeye giden yol üstündedir. Bugünkü Antalya-Korkuteli kara yolunun 1 km. doğusunda ve il merkezine 18 km. uzaklıktadır. En fazla dikkati çeken kısmı sivri kemerli portalıdır. XIII. yüzyılın başlarında yapılmış bir Selçuklu eseridir. 
 
Kırkgöz Han:  Antalya – Afyon eski yolundaki ikinci durak yeri Kırkgöz Han’dır. Kırkgöz Han Antalya’ya 30 km. uzaklıkta bulunan Kırkgöz’de,  Pınarbaşı mevkiindedir. Çok sağlam bir durumdadır.
 
Düden Şelâleleri: Antalya il merkezinin yaklaşık 10 km. kuzeydoğusundaki bu şelâle, şehri simgeleyen tabiat güzelliklerindendir. 20 metre yükseklikten dökülür. Ana kaynağı Kırkgöz mevkisidir. Aşağı Düden Şelâlesi ise Lâra Plajı yolundadır.  Kent merkezinin güneydoğusunda, 40 metre yükseklikteki falezlerden denize dökülür. Antalya’nın simgeleşmiş tabiat güzelliklerindendir.
 
Kurşunlu Şelâlesi: İl merkezinin doğusundaki Alanya yolunun 24. km’sindeki sapaktan Isparta yoluna girildikten 7 km. sonra ulaşılabilir.  Bu tabiat harikası da en çok ziyaret edilen yerlerden biridir. Şelâle bir masal diyarından çıkıp gelmiş gibidir. Yemyeşil derin bir vadinin içindedir. Bütün çevresi yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle gezilebilir. Yer yer gölcüklerin oluştuğu sularda çok sayıda balık yaşamaktadır. Aynı zamanda zengin faunası ile dikkat çeker. Düden, Kurşunlu ve Manavgat Şelâleleri, birçok Türk filminde mekân olarak kullanılmıştır. Hepsine de otobüsle rahatlıkla gidilebilir.
 
Lâra – Konyaaltı Plajı: Antalya il merkezinin 10 km. kadar doğusundaki doğa harikası Lâra Plajı ile Antalya merkezinin batı kıyısındaki Konyaaltı Plajı şehrin en güzel kıyılarıdır. 
 
Perge: Antalya 18 km doğusunda, Aksu Bucağı yakınındadır. Kilikya – Pisidia ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir. Kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (Milattan Önce VII yüzyıl). Perge, Hıristiyanlar için önemli bir kent idi.  Aziz Paulos ve Barnabas, Perge’ye gelmiştir. Magna Plancia gibi kimi zenginler buraya önemli anıtlar kazandırmışlardır. İlk kazıların 1946 yılında İstanbul Üniversitesi tarafından başlatıldığı Perge’de; Tiyatro, Stadyum, Sütunlu Cadde, Agora’dan oluşan şehir kalıntıları bulunmuştur.
 
Karain Mağarası: Antalya’nın 27 km. kuzeybatısında, Yağcılar sınırları içindeki Karain Mağarasında bulunan kalıntılar Paleolitik, Mezolitik, Neolitik ve bronz çağlarına aittir. Bu mağara, görülmesi gereken yerlerdendir. 
 
Ariassos:  Antalya-Burdur otoyolunun 48. kilometresinde, sola dönülen bir sapaktan 1 km. içerdedir. Bir dağın yamacında kurulmuş olup, hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir. Ariassos kentine girilen vadinin başlangıcında kentin en görkemli kalıntısı olan giriş kapısı yükselir. Roma devrinden kalma bu anıt, 3 kemerli ve dolayısıyla 3 girişli olduğu için, yöre halkınca “Üç kapı” diye anılır. Kentin şaşırtıcı bir özelliği, dörtte üçünün, olağanüstü gösterişli anıtsal mezarlar olan nekropolis kalıntısı olmasıdır.
 
Hayat Tarzı    : Antalya ve çevresinde, asırlardır süzülen iki hayat tarzının da mirası vardır. Türkler buraya ilk geldiklerinde yerleşik düzene hemen uymuşlar; köy, kasaba ve şehirler kurmuşlardır. Nüfusun bir kesimi ise Türklerin Anadolu’ya gelmesinden önce olduğu gibi konargöçer hayatı sürdürmüştür. Yarı yerleşik demek olan bu hayat tarzına göre, birbirine akraba en az 15–20 aile, bazen de yüzlerle ifade edilen sayıdaki aileler; kıl çadırlarda yaşar, yazın dağlara çıkar, kışın ise kışlak denen sıcak ovalara inerlerdi. Deve, koyun gibi hayvanları yetiştirir bunlardan ürettikleri ürünleri, yerleşik halkın ürünleriyle değişerek ya da satarak geçinirlerdi. Et, süt, yağ üretirler, kıl çadır ve doğal kökboyalı kilim dokurlardı. Kışlaklarda dar alanlara tahıl, sebze ekenler bile olurdu. Hatta Osmanlı ordusuna at yetiştiren büyük konargöçer grupları (aşiret, oymak) vardı. 
Bugün Avrupa’nın en önemli müzelerini süsleyen Türk kilimleri, bu insanların el emeği göz nurudur. Günümüzdeki halk müziği kültürünün çok büyük bir kısmı konargöçerlerden mirastır. Karacaoğlan, Dadaloğlu gibi Türk halk şiiri ve müziğinin en büyük ozanları, bu kültürün temsilcileridir. Eskiden beri kırsal kesimdeki köylerde yerleşik hayatı sürdürenler kendilerini, “yerli, köylü” gibi tabirlerle nitelerken, Yörüklerin topluca yerleştiği bir köye gitseniz “Burası Yörük köyü” derler Türkiye’nin hemen her tarafında bu tür nitelemeleri duyabilirsiniz. Ancak insanlar eskilere uzanan bu hayat farkını bu şekilde vurgulasa da, hepsi aynı köke sahiptir ve Türk’tür. Aslı birbirlerine farklı gözle bakmazlar ve bunu bir zenginlik olarak görürler. 
Bugün Türkiye, çağdaş modern hayata en iyi uyum sağlayan, teknolojiyi en iyi şekilde kullanan ülkelerden biridir. Ama hem nostaljik hem de kültürel değeri olan, binlerce yıldır devam eden hayatı sürdüren, birkaç küçük konargöçer grubu kalmıştır günümüzde. Sayıları da birkaç yüz kişiyi geçmez. Hazin bir biçimde, o hayat tarzından sadece develer kalmıştır. Yolunuz düşerse yaz aylarında Belek, Manavgat ve Alanya’da süslenmiş, çanlı çıngırdaklı turist taşıyan develer görürsünüz. İşte o günlerden hatıradır bu develer. Ayrıca Kemer’de ve Antalya Kumluca yolunda yine yerli yabancı turistlere hizmet veren Yörük çadırları görürsünüz. Yarı müze görünümündeki bu çadırlarda Yörüklere has ayran ve gözleme yiyebilirsiniz. Antalya’nın yerli halkı bugün bile imkân bulduğunda yazın Gömbe, Sütleğen, Alanya gibi yaylalara çıkar. Bu gelenek, atalarından kalan bir hatıradır. Alanya gibi bazı ilçelerde kışın Toros dağlarında kuyularda saklanan karların, Ağustos ayında dağdan indirilerek ilçe merkezine getirildiğini, şerbet haline getirilerek seyyar satıcılar tarafından satıldığını görürsünüz. Bu da yine Yörüklerin eski geleneklerinden sadece biridir.
 
Yerel Yemekler    : Yörüklerin beslenme tarzının temelini, hayvancılık ve buğdaydan elde edilen besinler belirler. Kıyı şeridinde az da olsa yaş sebze üretilmesine karşın iç bölgelere gidildikçe buğday ve kuru sebze ağırlık kazanır. Antalya’da dünya mutfaklarının tamamına turistik otel ve lokantalarında bulmak mümkündür. Ama yöreye has yerel yemekler şunlardır: Saç kavurması, Tandır kebabı, Kölle (buğday, fasulye, nohut ve bakla haşlaması), Domates civesi, Hibeş, Arapaşı
 
İklimi: Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Antalya’da, kışlar ılıman ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçer.
 
Ulaşımı: Karayolu, havayolu ve denizyolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Antalya havalimanı uluslararası hava trafiğine açıktır

ANTALYASPOR TARİHÇESİ

Antalya Beden Terbiyesi Bölge Başkanlığı BÖLGE İSTİŞARE KURULU’nun 05.06.1966 tarih ve 1 sayılı kararı ile zamanın 3512 – 5927 / 4919 sayılı CEMİYETLER KANUNU, 2596 sayılı bazı kisvelerin giyilmeyeceğine dair olan kanun, 3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanunun mevzuatı çerçevesinde Antalyaspor Profesyonel Takımı’nın teşekkülünde hiç bir mahsur görülmediğine ittifakla karar verilerek İLERİ Gazetesi’nde yayınlanan NİZAMNAME’nin 2. maddesinde belirtilen kurucu (ANTALYASPOR KULÜBÜ MÜTEŞEBBİS HEYETİ) üyelerince kurulmuştur.

ANTALYASPOR KULÜBÜ daha sonra şu üç kulübün ayrı ayrı fakat aynı tarihte kongrelerinde ANTALYASPOR kulübüne İLTİHAK ile birleşme kararı almışlardır. 

Antalyaspor’u oluşturan kulüpler şunlardır: 
1) YENİKAPI SU SPOR 
2) İLK IŞIK SPOR 
3) FERROKROM SPOR 

Cemiyetler Kanunu’na göre kurulan Antalyaspor Kulübü, Beden Terbiyesi Kanunu intibaki ile birlikte 02 Temmuz 1966 tarihinde genel müdürlükçe tescil edilerek resmen kurulmuştur. 

KULÜBÜN ADI: Antalyaspor Kulübü

RENGİ: Kırmızı – Beyaz

FARİK ALAMETİ: A.S. olarak belirtilmiştir.

* Antalyaspor Kulübü Derneği’nin bu gün yürürlükte olan tüzüğü Antalya Ekspres Gazetesi’nde 07 Temmuz 1987 tarihinde yayınlanmıştır. 

* 9 Aralık 1992 tarihinde “Çimturspor Kulübü Derneği” ile “Antalyaspor Kulübü Derneği”nin ayrı ayrı yaptıkları olağanüstü genel kurul toplantılarında Çimtur Kulübü Derneği kendisini fesh ederek Antalyaspor Kulübü ile birleşme kararı almış, Antalyaspor Kulübü Genel Kurulu bu birleşmeyi onaylamıştır.

Antalyaspor, ilk olarak profesyonel liglere 1966-1967 sezonunda 2. Lig’den katıldı. 1981-1982 sezonunda 2. Lig’de şampiyon olarak 1. Lig’e yükseldi. 1. Lig’de 3 sezon oynadıktan sonra ligden düştü. Ertesi yıl tekrar 1. Lig’e çıkmasına karşın 1987 yılında bir kez daha 2.Lig’e düştü. Bu tarihten sonra toplam 7 sezon boyunca 2. Lig’de oynayan Kırmızı-Beyazlı ekibimiz 1993-1994 sezonunda play-offlarla yeniden 1. Lig’e adını yazdırdı. 1. Lig’de 8 yıl aralıksız olarak oynayan Antalyasporumuz, 2001-2002 sezonu sonunda küme düştü. 

Antalyaspor 2005-2006 sezonunda Lig A’yı ikinci olarak tamamlayarak 2006-2007 sezonunda Turkcell Süper Lig’de oynamaya hak kazandı. Turkcell Süper Lig’de 2006-2007 sezonunun son haftasında kaybettiği puanlar nedeniyle tekrar küme düştü. Ekibimiz 2007-2008 sezonuna gelindiğinde ise ligi ikinci sırada tamamlayarak yeniden “Turkcell Süper Lig”e çıktı. Halen, ismi “Spor Toto Süper Lig” olarak değiştirilen ligde mücadelesine devam eden Antalyasporumuzun; ülkemizi 1996 (7. Grup) ve 1997 (11. Grup) yıllarında İntertoto Kupası’nda 2 kez, 2000 yılında UEFA Kupası’nda da 1 kez temsil etmiştir. Ekibimiz 1996’da; Rotor Volgograd, FC Basel, FC Shakhtar Donetsk ve Ataka-Aura Minsk takımlarıyla mücadele etmiş, kupayı 6 puanla 3. sırada tamamlamıştır. Antalyaspor’un ayrıca Türkiye Kupası ikinciliği bulunmaktadır. Antalyaspor’un 1. Lig tarihindeki 500. golünü, 3 Aralık 2006 tarihinde oynanan Kayseri Erciyesspor maçında Pavel Straka atmıştır. Kulübün 600. golünü atmayı başaran Antalyasporlu futbolcu Necati Ateş, kırmızı-beyazlı kulüpte 2010-2011 sezonunda 100 golü aşarak “100’ler Kulübü”ne giren ilk ve tek futbolcu olarak kulüp tarihine adını yazdırmayı başarmıştır. 

ANTALYASPOR FUTBOL ŞUBESİ

Antalyaspor’u futbol bazında temsil eden şube 1966 yılında kuruldu ve 1996’ya kadar profesyonel takımla temsil edildi. 1996 yılında TFF’nin isteği doğrultusunda kurulan PAF Takımı (şu anki adıyla A2 Takımı) şubenin ikinci takımı oldu.

PROFESYONEL FUTBOL TAKIMI

Antalyaspor’u profesyonel anlamda futbol bazında temsil eden futbol takımı. 1966 yılında şehirdeki 3 takımın bir araya gelmesiyle kurulmuş. 1982-83 Sezonu’nda ilk defa Birinci Lig’de (şu an Süper Lig) mücadele etmiştir. Süper Lig’de en iyi derecesi 1998-99 yılında elde ettiği 49 puan (rekor)  ile 6.’lık olmuştur. 2009-2010 yılında yine aynı 49 puan egale edilmiş ayrıca +11 averajla ligi tamamlayarak tarihinde ilk kez ligi + averajla tamamlamıştır. 1999-2000 yılında Türkiye Kupası finali oynamıştır. 1996, 1997 ve 2000 yıllarında Türkiye’yi Avrupa Kupaları’nda temsil etmiştir. Ayrıca 20.07.2010 tarihinde yapılan anlaşmayla  isim sponsorluğunu2+2 yıllığına MedicalPark üstlenmiştir.

STADYUM

Kulübün ilk stadyumu olan Antalya Atatürk Stadı, sağlam raporu alınamaması ve TFF kriterlerine uymaması nedeniyle kulüp tarafından kullanılamamaktadır. Kırmızı-beyazlı 2010-2012 sezonlarında maçlarını, Mardan Antalyaspor Stadyumu’nda oynamıştır. MedicalPark Antalyaspor 2012-2013 ve 2013-2014 sezonunda Akdeniz Üniversitesi Stadyumu’nda oynamıştır. 

A2 TAKIMI

Antalyaspor’u A2 Ligi’nde temsil eden şube 1996 yılında kurulmuştur. Aralıklarla mücadele ettiği A2 Ligi’ni (önceki adıyla PAF Ligi) 2008-2009 sezonunu şampiyon olarak tamamlamıştır.

BAYAN FUTBOL TAKIMI

Antalyaspor Bayan Futbol Takımı, 2007 yılında alınan kararla hayata geçti. 2008-2009 sezonunda Türkiye Bayanlar 2. Futbol Ligi’nde şampiyon olarak Türkiye Bayanlar Futbol Ligi’ne yükseldi. 2009-2012 sezonları arasında  Türkiye Bayanlar 1. Ligi’nde mücadele etmiştir.

1966 YILINDA ANTALYASPORUMUZ

KULÜBÜN ADI: Antalya Spor
KURULUŞ TARİHİ: 1966
RENKLERİ: Kırmızı – Beyaz
ADRESİ: Fener Caddesi Antalyaspor Lokali / Antalya
TESİSLERİ: Yok
ÜYE SAYISI: 152
YILLIK GELİRİ: 500.000 TL.
ŞAMPİYONLUĞU: Yok
TEKNİK DİREKTÖRÜ: Ahmet Cücen
ANTRENÖRÜ: Ahmet Cücen

İDARE HEYETİ:

– Atilla Konuk (Başkan)
– Feyyaz Akalın (Asbaşkan)
– Akay Ekim (Sekreter)
– Haldun Dandan (Üye)
– Vedat Şekercioğlu (Üye)
– Selçuk Yalçın (Üye)
– Cafer Alp (Üye)
– Mehmet Sındıraç (Üye)
– Doğan Menküer (Üye)

FUTBOLCULARI:

1- Yüksel Alkan
2- Veli Yavuz
3- Aynur Tongül
4- Nail Yitmen
5- Necati Güldağ
6- Feyzi Odabaşı
7- Mehmet Ertuğer
8- Hasan Esti
9- Aydın Sarıbülbül
10- Turan İşcan
11- İzzet Kaylı
12- Coşkun Çetintaş
13- Önder Hepaydınlı
14- Mehmet Taşberk
15- Günay Ermal
16- Asım Sarıtosun
17- Süleyman Bilgetay
18- Nuri Özey
19- Umur Sarıoğlu
20- Bülent Yüzbaş
21- Yalçın Demir
22- Metin Ünal
23- Yarkın Böke

KAYNAKÇA

http://www.antalyaspor.com.tr/page/tarihce_338

http://www.antalya.gov.tr/antalya-tarihi

 

 

Örnek Reklam Alanı

Reklam buraya